Outgoing turlarda kokartlı rehber zorunlu mu

Outgoing turlar için Türkiye’den kokartlı rehber bulundurmanın bugün hukuken zorunlu olmadığı, ancak ulusal mevzuat, ev sahibi ülke kuralları ve meslek örgütlerinin yorumlarıyla tartışmalı bir alan oluşturduğu görülüyor.

Outgoing turlar için kokartlı rehber zorunluluğu tartışması
Outgoing turlar için kokartlı rehber zorunluluğu tartışması


Outgoing turlarda rehber zorunlu mu sorusu ulusal mevzuat, ev sahibi ülke kuralları ve meslek örgütlerinin farklı yorumlarıyla yeniden tartışılıyor.

Outgoing turlar için Türkiye’den kokartlı rehber bulundurmak zorunlu mu sorusu, son yıllarda hem hukukçuların hem de turizm profesyonellerinin gündeminde. Mevcut mevzuat ve Kültür ve Turizm Bakanlığının yazılı görüşü, yalnızca yurtdışında geçen outgoing turlar için Türkiye’den kokartlı rehber bulundurma zorunluluğu olmadığını ortaya koyuyor. Buna karşılık meslek örgütlerinin yorumları, uluslararası hukuk ve destinasyon ülkelerin sert rehberlik rejimleri, konuyu operasyonel ve hukuki açıdan dikkatle yönetilmesi gereken bir alana dönüştürüyor.

Outgoing turlarda rehber kullanımının bu nedenle iki farklı boyutu var. Birincisi, Türkiye’deki ulusal mevzuatın rehberlik ve paket turlar için öngördüğü yükümlülükler. İkincisi ise grubun bulunduğu yabancı ülkedeki rehberlik, çalışma izni ve göç mevzuatı. Bu iki alan örtüştüğünde rehberliğin katma değeri güçleniyor; çatıştığında ise acentalar için hukuki ve mali riskler büyüyor.

Ulusal mevzuat ne söylüyor

Türkiye’de outgoing turların hukuki zeminini anlamak için önce 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu ile 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanununu birlikte okumak gerekiyor. 1618 sayılı Kanun, seyahat acentalarını tanımlayan temel çerçeve metin. Kanunun başlangıç hükümlerinde acentalar, kâr amacıyla turistlere ulaştırma, konaklama, gezi, spor, eğlence imkânı sağlayan ve turizmle ilgili hizmetleri sunan ticari kuruluşlar olarak tanımlanıyor.

Rehber zorunluluğu ise bu kanunun seyahat acentalarının yükümlülüklerine ilişkin maddesinde ele alınıyor. Paket turlarda, tur başına belirli sayıda yolcuya kadar en az bir rehber bulundurulması, araç kapasitesi artsa bile en az bir rehber görevlendirilmesi gerektiği hükme bağlanıyor. Aynı hüküm, turistlere rehberlik niteliğinde bilgi verme işinin rehberler dışında kimse tarafından yapılmaması gerektiğini de açıkça vurguluyor. Bu çerçeve, uzun yıllar boyunca “turlarda araç kaç kişilik olursa olsun bir rehber bulundurmak yasa gereğidir” şeklinde yorumlanarak sahaya yansıtıldı.

Ancak kanunun kapsamı dikkatle okunduğunda kritik bir ayrım ortaya çıkıyor. 1618 sayılı Kanun, Türk hukuk düzeninde yürürlükte olan ve esas olarak Türkiye’deki seyahat acentalarının Türkiye içindeki faaliyetlerini düzenleyen bir metin. Yapılan değişikliklerle, yalnızca yurt içi veya yurt dışında yolcu taşımacılığı yapan ve turizm faaliyeti yürütmeyen otobüs işletmelerinin nakliyeci sayılacağı, yani acentacılık hükümlerinin dışında kalacağı ayrıca belirtilmiş durumda. Bu vurgu, seyahat acentacılığı faaliyeti ile salt taşıma faaliyetinin hukuken ayrıştırıldığını, kanunun kural olarak Türkiye’de icra edilen turizm faaliyetlerini hedeflediğini gösteriyor.

Turist rehberliği meslek kanununun sınırları

Rehberlik mesleğinin çerçevesi ise 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu ile çiziliyor. Bu kanun, rehber olma şartlarını, mesleğin icrasına ilişkin kuralları, oda üyeliğini, çalışma kartı zorunluluğunu ve disiplin hükümlerini detaylı şekilde tanımlıyor. Eğitim, sınav, dil yeterliliği ve sicil kayıtları bu kanunun temel başlıkları arasında yer alıyor.

Özellikle mesleğin icrasına ilişkin düzenleme dikkat çekici. Kanunda, turist rehberliği mesleğinin sadece rehberin çalışma kartında belirtilen yabancı dillerde, rehber Türkçe turist rehberi ise veya tura katılanların Türkçe bilmeleri ve talep etmeleri halinde Türkçe olarak icra edilebileceği belirtiliyor. Ayrıca mesleğin icrasında Türkiye’nin kültür, turizm, tarih, çevre, doğa, sosyal ve benzeri değerlerinin tanıtılmasının esas olduğu vurgulanıyor.

Bu ifade, 6326 sayılı Kanunun odak noktasını da ortaya koyuyor. Kanun, ağırlıklı olarak Türkiye’nin kültürel ve turistik değerlerinin tanıtımına yönelik rehberlik faaliyetini düzenliyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye coğrafyasında veya Türkiye’ye yönelik turlarda verilen profesyonel rehberlik hizmeti bu kanunun asıl hedefi. Yabancı ülkelerdeki destinasyon, müze, ören yeri veya doğal alanlara ilişkin anlatımlar ise doğrudan bu kanunun düzenleme alanı dışında kalıyor ve ilgili ülkenin kendi hukukuna tabi oluyor.

Bu nedenle, bir Türk rehberin İtalya’da, Fransa’da veya Almanya’da rehber olarak çalışması, özünde 6326 sayılı Kanunun verdiği yetkiden çok ev sahibi ülkenin rehberlik, çalışma ve göç mevzuatına takılıyor. Türkiye’deki kokart ve çalışma kartı, bu ülkelerde tek başına hukuki bir yetki oluşturmuyor.

Bakanlık görüşü outgoing turlarda rehber şartı

Tartışmanın düğüm noktasını ise outgoing turlar için Kültür ve Turizm Bakanlığının verdiği yazılı görüş oluşturuyor. Bir meslek örgütünün başvurusu üzerine Bakanlık, Türkiye’den yurtdışına düzenlenen turlarda profesyonel turist rehberi bulundurma zorunluluğu bulunup bulunmadığını değerlendirmiş ve görüş yazısını sektörle paylaşılması için meslek birliğine iletmiş durumda.

Bu yazışmada, bir rehberler odası yurtdışı turlarda rehber bulundurmanın zorunlu olduğunu savunarak Bakanlık metninin düzeltilmesini talep ediyor. Bakanlık ise mevcut mevzuat çerçevesinde, Türkiye’de faaliyette bulunan seyahat acentalarının Türkiye’den yurtdışına düzenledikleri turlarda Bakanlıktan belgeli profesyonel turist rehberi bulundurma zorunluluğu getiren bir düzenleme bulunmadığını açıkça bildiriyor.

Gerekçede iki temel sütun öne çıkıyor. Birincisi, 1618 sayılı Kanunun Türkiye’deki seyahat acentalarının faaliyetlerini düzenlemek amacıyla çıkarılmış olması. İkincisi ise uluslararası hukuk ilkeleri gereği, bir ülkenin başka ülkelerde uygulanacak bir kanun çıkaramayacağı ve o ülkelerin topraklarında doğrudan yaptırım öngöremeyeceği gerçeği. Bu iki unsur birlikte okunduğunda, yalnızca yurtdışında geçen outgoing turlar için Türkiye’den kokartlı rehber bulundurmanın hukuken zorunlu olmadığı netleşiyor.

Bu tabloya rağmen, aynı paket tur programının Türkiye’de geçen ayağında farklı bir hukuki durum söz konusu. Örneğin, İstanbul çıkışlı bir turda şehir içi gezi, müze veya ören yeri ziyareti gibi unsurlar yer alıyorsa, bu etaplarda 1618 ve 6326 sayılı kanunların rehberlik ve rehber bulundurma hükümleri yürürlükte kalıyor. Yani outgoing turların Türkiye içindeki bölümleri için kokartlı rehber zorunluluğu devam ederken, yalnızca yurtdışında geçen bölümler için böyle bir zorunluluk doğmuyor.

Ev sahibi ülke kuralları ve uluslararası çerçeve

Outgoing turlarda rehber zorunluluğu tartışmasının ikinci katmanı, grubun bulunduğu yabancı ülkedeki hukuk düzeni. Burada birbiriyle kesişen üç alan öne çıkıyor. Ev sahibi ülkenin turizm ve rehberlik mevzuatı, çalışma ve göç mevzuatı ile bazı coğrafyalarda geçerli olan üst hukuk kuralları bunların başında geliyor.

Birçok popüler destinasyonda turist rehberliği, özellikle müze ve anıt içi anlatımlar için yerel lisansa bağlı, düzenlenmiş bir meslek. Çeşitli Avrupa ülkelerinde tarihi eserler, müzeler ve anıtlarda rehberlik yapabilmek için o ülkenin yetkili makamlarınca verilen resmi bir rehberlik belgesine sahip olmak gerekiyor. Lisanssız rehberlik faaliyetleri ise idari para cezaları ve diğer yaptırımlarla karşılaşıyor.

Bu tür ülkelerde, Türkiye’den kokartlı rehberin varlığı hukuken yeterli görülmüyor. Bir Türk rehber, “Ben Türkiye’de lisanslıyım” diyerek yabancı bir ülkedeki müze veya anıt içinde rehberlik yapamıyor. Çoğu durumda Türk rehber, tur lideri veya tur yöneticisi rolüyle grubun genel koordinasyonundan, dış mekân anlatımından ve lojistik süreçlerden sorumlu tutuluyor. Müze ve anıt içi anlatımlarda ise lisanslı yerel rehber devreye giriyor. Detaylar ülke bazında değişse de, genel eğilim bu yönde.

Avrupa Birliği içinde turist rehberliği hizmetlerinin sınır ötesi sunumuna ilişkin yargı kararları da bu çerçeveyi destekliyor. Bir üye devlette yasal olarak çalışan rehberin, belirli koşullarla geçici hizmet sağlayıcı olarak başka bir üye devlette de faaliyet gösterebileceği kabul ediliyor. Ancak bu içtihatlar, ev sahibi ülkenin nitelik şartlarını tamamen ortadan kaldırmıyor; daha çok aşırı ve gereksiz kısıtlamaların önüne geçmeyi hedefliyor. Türkiye ise bu mekanizmanın dışında olduğu için, bu çerçeve Türk rehberler açısından doğrudan bir hak doğurmuyor.

Çalışma izni, vize ve vergi boyutları da outgoing turlarda rehberlik hizmetiyle kesişen diğer başlıklar. Bir Türk rehberin Türkiye’den çıkan bir grupla yurtdışına gidip o ülkede ücret karşılığı rehberlik yapması, çoğu hukuk düzeninde gelir elde eden hizmet sağlayıcı olarak değerlendirilmesine yol açabiliyor. Rehberin sadece tur lideri mi, yoksa fiilen yerel rehberlik mi yaptığı, çalışma izni gerekip gerekmediği, çoğu ülkede ayrı ayrı inceleniyor. Bu nedenle tek kalemde her ülke için geçerli olacak bir “gerekir” veya “gerekmez” cevabı vermek hukuken mümkün değil.

Akademik alanyazın outgoing tur rehberliğine nasıl bakıyor

Türkiye’de turizm araştırmaları, outgoing paket turlarda rehberliğin rolünü ve yerli turist algılarını farklı çalışmalarla ele alıyor. Yurtdışı paket turlara katılan yerli turistlerle yapılan araştırmalar, rehberlik hizmetinin bilgi düzeyi, iletişim becerisi, sorun çözme kapasitesi ve grup içi bağ kurma yeteneği gibi boyutlarının öne çıktığını gösteriyor.

Bu çalışmaların kaynakçalarında yer alan pek çok araştırma, paket turlarda rehberin tur yönetimindeki rolünü, müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini ve ülke veya destinasyon imajının şekillenmesindeki ağırlığını vurguluyor. Rehber, yalnızca programı uygulayan kişi değil; aynı zamanda gidilen ülkeyi ziyaretçiye tercüme eden, kültürlerarası geçişi yöneten bir aktör olarak konumlandırılıyor.

Outgoing turlara odaklanan çalışmalarda, Türk rehberin rolü biraz daha farklı bir noktada konumlanıyor. Türk rehber bir yandan Türk tüketiciyi yabancı kültüre bağlayan, diğer yandan destinasyon ile Türkiye arasındaki uzun dönemli ilişkiye etki eden bir figür olarak ele alınıyor. Dil ve kültür bariyerini yumuşatma, beklenmedik durumlarda kriz yönetimi sağlama ve grup dinamiklerini dengede tutma gibi işlevler öne çıkıyor.

Bu alanyazında dikkat çeken nokta ise rehber bulundurmanın hukuki zorunluluk olarak değil, hizmet kalitesi ve rekabet avantajı açısından değerlendirilmesi. Araştırmalar, rehberliğin müşteri memnuniyetini ve tekrar satın alma niyetini artırdığını gösterirken, herhangi bir metin outgoing turlarda kokartlı rehber bulundurmanın mutlak yasal şart olduğuna işaret etmiyor. Böylece rehberlik hizmeti, outgoing turlarda daha çok stratejik bir tasarım kararı olarak konumlanıyor.

Meslek örgütlerinin farklılaşan yorumları

Ulusal meslek örgütleri outgoing turlar konusunda zaman zaman farklı pozisyonlar alıyor. Seyahat acentalarının meslek birliği, hem 1618 sayılı Kanunun yorumlanmasında hem de pratik uygulamada sektör için temel referans noktalarından biri. Geçmiş duyurularında, yurt içi turlar ve Türkiye’ye giriş yapan gruplar için profesyonel turist rehberi bulundurma zorunluluğunu açıkça vurgulayan birlik, outgoing turlar bakımından daha esnek bir çizgiye sahip.

Yurtdışı turlarda rehber bulundurulmasına ilişkin açıklamada, Bakanlığın yazılı mütalaası referans alınarak Türkiye’den yurtdışına düzenlenen turlar için Türk kokartlı rehber zorunluluğunun bulunmadığı açıkça ifade ediliyor. Buna göre birliğin yaklaşımı, yurtiçi ve incoming turlarda rehber zorunluluğunu savunan, outgoing turlarda ise rehberliği ticari tercih ve hizmet kalitesi unsuru olarak gören bir çizgiye işaret ediyor.

Rehberlik mesleğinin örgütlü yapısı ise konuyu daha geniş bir perspektiften ele alıyor. Meslek birlikleri ve bölgesel rehber odaları, 1618 sayılı Kanunun ilgili maddesini daha geniş yorumlayan açıklamalar yapabiliyor. Bazı metinlerde, turlarda araç kapasitesi ne olursa olsun rehber bulundurmanın yasa gereği olduğu, yurtiçi veya yurtdışı ayrımı yapılmaksızın tüm paket turlarda belgesiz rehberlik faaliyetlerinin yasadışı olduğu vurgulanıyor.

Bu yaklaşım, meslek örgütlerinin doğal olarak mesleğin alanını koruma, belgesiz rehberlikle mücadele etme ve rehberlik hizmetini turların vazgeçilmez bir bileşeni olarak konumlandırma motivasyonuyla ilişkili. Ancak Bakanlık mütalaası ve uluslararası hukukun ülke dışında kanun uygulama sınırları dikkate alındığında, yurt dışı ayağı tamamen başka ülkelerde geçen turlara ulusal hükümlerin bire bir uygulanması hukuken tartışmalı hale geliyor.

Uluslararası düzeyde rehberlik ve turizm birlikleri de bu tartışmayı yakından izliyor. Dünya rehberlik birlikleri, mesleği ulusal mevzuatlara dayalı, düzenlenmiş bir uzmanlık alanı olarak tanımlarken, Avrupa’daki turizm örgütleri özellikle sert lisans rejimlerine sahip ülkelerde uygulanan denetim ve ceza mekanizmalarını raporlarında tartışıyor. Bu tablo outgoing turlarda Türk kokartlı rehber kullanımını, hem Türkiye’deki meslek örgütlerinin hem de ev sahibi ülkelerin meslek ve lisans otoritelerinin kesişim noktasına yerleştiriyor.

Editörün yorumu

Outgoing turlarda Türkiye’den kokartlı rehber zorunlu mu sorusu, mevcut tabloya bakıldığında tek cümlelik bir yanıtla çözülebilecek bir konu değil. Ulusal mevzuat ile Bakanlığın yazılı görüşü birlikte ele alındığında, tamamı yurtdışında geçen outgoing turlar için Türkiye’den kokartlı rehber bulundurmanın hukuken zorunlu olmadığı anlaşılıyor. Buna karşılık, aynı tur programının Türkiye içinde geçen ayağında rehber zorunluluğu devam ediyor ve kokartlı, eylemli rehberle çalışmak hem yasal bir gereklilik hem de mesleki bir standart olarak ortaya çıkıyor.

Yabancı ülkelerde ise Türk kokartının tek başına hukuki yetki sağlamadığı, her destinasyon için rehberlik, çalışma ve göç mevzuatının ayrı ayrı incelenmesi gerektiği net. Çoğu ülkede müze ve anıt içi anlatım için yerel lisans zorunluluğunun bulunması, outgoing turlarda Türk rehberin rolünü tur liderliği ve grup yönetimi eksenine çekiyor. Rehberlik hizmetinin sınırları, ev sahibi ülkenin çizdiği çerçeve ile acentaların hizmet tasarımı arasında şekilleniyor.

Meslek örgütlerinin outgoing turlarda rehber bulundurulmasına yönelik ısrarı, hukuki zorunluluktan çok mesleğin korunması, belgesiz rehberlik uygulamalarıyla mücadele edilmesi ve Türk turistin yurtdışı deneyiminde dil ve kültür bariyerinin azaltılması hedefleriyle ilişkili görünüyor. Acentaların ihtiyacı ise hukuki riskleri minimize eden, maliyetleri kontrol edebilen ve müşteri memnuniyetini artıran dengeli bir model.

Bu dengeyi kurmanın yolu, Türkiye ayağında ulusal mevzuata titizlikle uymak, yurtdışı ayağında ise her destinasyon için yerel kuralları ayrı ayrı incelemekten geçiyor. Broşür ve sözleşmelerde tur lideri, yerel rehber ve Türk kokartlı rehber rollerini açıkça ayırmak, hangi etapta hangi rolün devreye girdiğini şeffaf biçimde belirtmek, hem hukuki hem etik açıdan önem taşıyor. Böyle bir model, Türkiye mevzuatıyla uyumlu, ev sahibi ülke yasalarına saygılı ve yolcuya karşı dürüst bir outgoing tur rehberliği çerçevesi sunabilir.

Kaynak: ARAŞTIRMA

Yayınlama: 04.12.2025 11:00
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Günseli Çınar dedi ki:

    Öyleyse, outgoing turlarda fiilen rehberlik yapan, sosyal mecralarda ‘rehber’ unvanıyla tanınan kokartsız kimseler, hangi mesleği icra ediyor? Öyle ya ‘rehberlik meslek kanunu’ var ama bunlar bundan sorumlu olmuyorlar. Yoldan geçen herhangi bir kişi de ben rehberim diyebiliyor bu durumda. Bu kimselerin sorumlu olduğu meslek kanunu nedir? Vergi veriyor mu?
    Binlerce öğrenci ve depremde ölen 30 rehber ve rehber adayı öğrenci, neden uğraşıyordu? Eğitim, zorunlu tur, üyelik, beyan, aidat, mesleki, mali, disiplinel sorumluluk olmadan ne ala gezip tozuyor ve rehber unvanıyla tanınabiliyorsa her isteyen, neden uğraşıyor öğrenciler? Oh ne ala, biraz tanınmış, hafif sosyetik, laf salatasıyla oraya buraya uçup kaçan, sosyal ilişkileriyle gezgin havalarına giren herkes ‘rehber’ diye anılır oldu. Neden?