Yeşil pasaportun gerçek kapsamı nedir?
Yeşil pasaport, Türkiye’de kamu görevi ve ihracat performansına dayalı özel bir statü sunuyor. AB’nin vize rejimindeki karşılığı ise idari güven, risk değerlendirmesi ve karşılıklı tanıma süreçlerine dayanıyor.

Yeşil pasaport kimlere veriliyor ve uluslararası sistemde nasıl konumlanıyor sorusunu, resmî belgeler ışığında analiz eden kapsamlı araştırma.
Türkiye’de yeşil pasaportun kapsamı ve uluslararası konumu
Yeşil pasaport, Türkiye’de uzun yıllardır yalnızca bir seyahat belgesi değil; kamu görevinin niteliğini, devletin güvenlik yaklaşımını ve uluslararası hareketliliğin çerçevesini belirleyen özel bir kimlik türü olarak kabul ediliyor. Resmî adıyla hususi damgalı pasaport, Schengen bölgesine vizesiz seyahat hakkı sağlamasıyla öne çıkıyor ve bu yönüyle hem kamu görevlilerinin hem de ihracatçı sektör yöneticilerinin hareketliliğini genişletiyor. Ancak belgenin kimlere verildiği, hangi hukuki çerçeveye dayandığı ve AB’nin vize politikaları içinde ne anlama geldiği konularında kamuoyunda çok sayıda yanlış bilgi bulunuyor. Bu araştırma haberi, tüm bu alanları resmî metinler üzerinden ayrıntılı biçimde analiz ediyor.
Türkiye’de hususi pasaport uygulamasının temel dayanağı, 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 14’üncü maddesi. Kanun, hususi pasaportun devletin belirli derecelerinde görev yapan memurlara, subaylara, valilere, kaymakamlara, eski bakan ve milletvekillerine, belirli kıdem derecesindeki hâkim ve savcılara ve diğer bazı kamu görevlilerine verilebileceğini açık biçimde tanımlıyor. Ayrıca pasaport hakkının eşlere ve belirli şartları sağlayan çocuklara da uzatılabileceği belirtiliyor. Kanunda yıllar içinde yapılan değişiklikler, hususi pasaportun kamu içi hiyerarşiyi temel alan bir statü olduğunu, ancak ekonomik ve diplomatik ihtiyaçlar doğrultusunda esnetilebildiğini gösteriyor.
Bu kapsamın genişlemesinde en önemli dönüm noktalarından biri, ihracatçı pasaportu düzenlemesi oldu. 2017/9962 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile mal ihracatında belirli tutarları aşan firmaların belirli sayıda yetkilisine hususi pasaport verilebileceği düzenlendi. Uygulama çerçevesi, Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgelerle daha ayrıntılı hale getirildi. Firmaların büyüklüğüne göre en fazla beş kişi bu haktan yararlanabiliyor; hak süresi ise dört yıla kadar uzanabiliyor. Şirketin ihracat performansının düşmesi veya pasaport hakkı doğuran koşulların ortadan kalkması halinde, pasaportun iadesi zorunlu kılınıyor.
Hizmet ihracatçıları da benzer bir kapsam içinde değerlendiriliyor. Turizm, sağlık turizmi, bilişim ve lojistik gibi alanlarda faaliyet gösteren firmalar, son üç yıl içinde belirli bir tutarın üzerinde hizmet ihracatı gerçekleştirdiklerini belgelemeleri halinde hususi pasaport hakkından yararlanabiliyor. Bu uygulama, Türkiye’nin hizmet ihracatını stratejik bir alan olarak konumlandırmasının bir sonucu olarak kabul ediliyor.
Avrupa Birliği’nin vize rejiminde yeşil pasaportun yeri
Yeşil pasaportluların Schengen bölgesine vizesiz giriş hakkı, Türkiye’nin genel vize statüsünden kaynaklanmıyor. AB Tüzüğü (EU) 2018/1806, üçüncü ülkelerin vize rejimini tanımlarken Türkiye’yi vizeye tabi ülkeler listesinde tutuyor. Ancak tüzük, üye devletlere diplomatik, hizmet ve hususi pasaportlar için istisna tanıma yetkisi veriyor. Dolayısıyla yeşil pasaportluların vizesiz seyahat hakkı, AB’nin Türkiye’ye yönelik idari güven değerlendirmesine dayanıyor. Bu değerlendirme, pasaportu taşıyan kişinin devlet tarafından denetlenebilir bir profil sunduğu varsayımı üzerinden yürütülüyor.
AB’nin vize politikasındaki kritik başlıklardan biri, “vize askıya alma mekanizması”. Bu mekanizma, vizesiz seyahat hakkı tanınan bir ülkeden düzensiz göç ya da güvenlik tehditlerinin artması halinde, muafiyetin geçici olarak askıya alınmasına imkân tanıyor. Bu nedenle yeşil pasaportun vizesiz giriş hakkı otomatik bir güvence değil; AB’nin güncel risk değerlendirmelerine bağlı bir ayrıcalık olarak görülüyor. Avrupa Komisyonu’nun düzenli olarak yayımladığı değerlendirmeler, söz konusu mekanizmanın uluslararası hareketlilik politikalarının önemli bir parçası olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye kamuoyunda sıkça tartışılan bir diğer konu ise AB’nin dijital giriş izni sistemi olan ETIAS. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’nun 6 Ocak 2025 tarihli açıklamasında, Türkiye’nin genel olarak vizeye tabi ülke olduğu, bu nedenle ETIAS sistemine dahil olmadığını belirtildi. Yeşil pasaport sahiplerinin ETIAS başvurusu yapmasına gerek olmadığı açıkça ifade edildi.
Kamu görevi hiyerarşisi ve pasaport hakkının sınırları
Pasaport Kanunu’nun temel yaklaşımı, hususi pasaportu devlet hizmetiyle ilişkilendiren bir çerçeve sunuyor. Bu çerçeve, görevin niteliği, derecesi ve sorumluluk alanı gibi parametrelere bağlı olarak şekilleniyor. Kamu görevlileri açısından bakıldığında, yeşil pasaport hâlen görev niteliğine bağlı bir hareketlilik aracı niteliğini koruyor. Kanunda tanımlanan kıdem ve derece şartları, pasaportun devletin güvenlik öncelikleri doğrultusunda verildiğini gösteriyor.
Kapsamın genişletilmesine yönelik tartışmalarda iki temel sınır öne çıkıyor. Birincisi, pasaport hakkının kamu görevi sistematiğiyle uyumlu olması gerekliliği. İkincisi ise AB’nin vize risk analizleri. Eğer Türkiye, hususi pasaport kapsamını aşırı genişletirse, AB’nin bu pasaportu düşük riskli olarak sınıflandırması zorlaşabilir. Bu durum, askıya alma mekanizmasının harekete geçmesine sıcak bir zemin oluşturabilir.
Pasaportun turizm sektörü açısından etkileri
Turizm sektörü, uluslararası hareketliliğin en yoğun yaşandığı alanlardan biri olduğundan, yeşil pasaportun etkileri sektörde net biçimde hissediliyor. Turizm firmalarının belirli yöneticileri, hizmet ihracatçısı statüsüyle yeşil pasaport alarak Avrupa pazarlarına daha hızlı erişebiliyor. Bu durum, fuar katılımlarından iş geliştirme toplantılarına, tanıtım faaliyetlerinden yatırım görüşmelerine kadar birçok alanda operasyonel hız kazandırıyor.
Ancak sektörün büyük bölümü hâlen klasik Schengen vize süreçlerine tabi. Acenta yöneticileri, operasyon ekipleri, incoming ve outgoing çalışanları ile tur rehberlerinin önemli bir kısmı, randevu yoğunluğu, yüksek vize ücretleri ve uzun işlem süreleriyle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Bu durum, sektörde erişim eşitsizliği ve rekabet gücü tartışmalarını canlı tutuyor.
Yeşil pasaportun uluslararası hukukta konumu
Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “devlet kefaleti” iddiası, uluslararası hukukta karşılığı olmayan bir kavram. Bir devletin pasaport vermesi, o kişinin yurtdışındaki fiillerinden sorumluluk üstlenmesi anlamına gelmiyor. Ancak AB’nin hususi pasaport sahiplerini düşük riskli olarak kabul etmesinin arkasında, Türkiye’nin bu grup üzerinde daha kolay denetim sağlayabileceği varsayımı bulunuyor. Bu nedenle pasaportun kapsamı genişledikçe, risk profilinin zayıflayabileceği yönündeki değerlendirmeler AB tarafından yakından izleniyor.
Turizm politikaları açısından geleceğe dair sorular
Turizm sektörü açısından, yeşil pasaport uygulaması önemli bir avantaj yaratmayı sürdürüyor. Ancak hareketlilik ihtiyacının sektörün geneline yayılması için kapsamın nasıl şekilleneceği, önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri olacak. Özellikle yoğun uluslararası temas gerektiren alt dallar için erişim kolaylığı, sektörel verimlilik ve eşitlik tartışmalarının merkezinde yer alacak.
Editörün yorumu
Yeşil pasaport, Türkiye’nin uluslararası hareketlilik politikasının temel araçlarından biri olmayı sürdürüyor. Hukuki dayanağı güçlü; kapsamı ise devletin güvenlik ve ekonomik performans kriterlerini birlikte değerlendiren bir model üzerine kurulu. Ancak bu ayrıcalığın sürdürülebilirliği, büyük ölçüde AB’nin risk analizlerine ve Türkiye’nin güvenlik profilindeki istikrara bağlı. Turizm sektörü açısından bakıldığında, yeşil pasaport bazı profesyonellere hız ve kolaylık sağlarken, sektörün geniş bir kesimi hâlen vize süreçleriyle mücadele ediyor. Bu nedenle gelecekte daha dengeli bir hareketlilik politikasının gerekliliği tartışılmaya devam edecek.
——
KAYNAKÇA
- 5682 sayılı Pasaport Kanunu
- Pasaport Kanunu madde 14 – Hususi Damgalı Pasaportlar
- 2017/9962 sayılı “İhracatçılara Hususi Damgalı Pasaport Verilmesine İlişkin Esaslar”
- Ticaret Bakanlığı – Hizmet İhracatı Genelgeleri
- Türkiye İhracatçılar Meclisi – Pasaport Bilgilendirmeleri
- Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü – Pasaport Notları
- AB Tüzüğü (EU) 2018/1806 – Vize Listeleri Düzenlemesi
- Avrupa Komisyonu – Visa Suspension Mechanism Reports
- AB Türkiye Delegasyonu – ETIAS Açıklaması (6 Ocak 2025)
- OECD – Migration Policy Notes
- IOM – Mobility Trends Reports
Kaynak: ARAŞTIRMA