Savaşlar turizmi sarsıyor Türkiye kritik eşikte
Uluslararası araştırmalar savaşların turizmi sert düşürdüğünü ortaya koyarken, İran–İsrail gerilimi Türkiye turizmi için risk ve yön değiştiren talep etkisini birlikte gündeme getiriyor.

Savaş turizm ilişkisini inceleyen son dönem akademik araştırmalar, silahlı çatışmaların turizm talebini güçlü ve doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Bu çalışmalar, etkinin yalnızca savaşın yaşandığı ülkelerle sınırlı kalmadığını, bölgesel ölçekte yayıldığını gösteriyor.
Bugün İran–İsrail hattında tırmanan gerilim, bu bilimsel bulguların güncel karşılığı olarak öne çıkıyor. Orta Doğu’da turizm hareketliliği daralırken, Türkiye turizmi hem risk hem de yön değiştiren talep etkisiyle karşı karşıya bulunuyor.
Savaş turizm talebini sert düşürüyor
Uluslararası bir akademik çalışmada, 16 ülkede yaşanan 115 silahlı çatışma incelendi. Araştırma sonuçları, savaşların turizm üzerinde ortalama %45 turist kaybı ve %57 gelir düşüşü yarattığını ortaya koyuyor.
Bu kayıpların geçici olmadığı da vurgulanıyor. Turizmdeki olumsuz etkinin en az beş yıl sürdüğü, bazı durumlarda daha uzun vadeye yayıldığı tespit ediliyor.
Benzer çalışmalar da politik istikrarsızlık ve çatışmaların turizm talebini, konaklama sürelerini ve gelirleri sistematik biçimde düşürdüğünü ortaya koyuyor.
Etki sınırları aşıyor
Akademik literatür, savaşın turizm üzerindeki etkisinin yalnızca çatışma alanıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Komşu ülkeler de bu süreçten doğrudan etkileniyor.
Bazı durumlarda turistler bölgeden tamamen uzaklaşırken, bazı durumlarda ise alternatif destinasyonlara yöneliyor. Bu durum, turizmde talebin coğrafi olarak yeniden dağıldığını ortaya koyuyor.
Bu çerçevede Türkiye, savaşın doğrudan tarafı olmamasına rağmen bölgesel algı nedeniyle etkilenen ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye turizmi iki yönlü baskı altında
Türkiye’nin turizm yapısı, bölgesel gelişmelere karşı yüksek hassasiyet taşıyor. Akademik çalışmalar, turizm talebinin güvenlik algısına son derece duyarlı olduğunu ortaya koyuyor.
İran–İsrail gerilimi bu açıdan Türkiye turizmi üzerinde iki farklı etki yaratıyor. Bir yandan bölgeye yönelik güvenlik algısı zayıflıyor, diğer yandan turistler daha güvenli destinasyon arayışına giriyor.
Bu durum, Türkiye’nin hem risk altında olduğunu hem de alternatif destinasyon olarak öne çıkabileceğini gösteriyor.
Ulaşım ve maliyet etkisi belirleyici oluyor
Savaşın turizme etkisi yalnızca güvenlik algısıyla sınırlı kalmıyor. Ulaşım ve maliyet unsurları da belirleyici hale geliyor.
Hava sahalarının kapanması, uçuş iptalleri ve artan yakıt maliyetleri turizm hareketliliğini doğrudan etkiliyor. Bu gelişmeler, turistlerin seyahat kararlarını yeniden şekillendiriyor.
Turistler daha kısa mesafeli ve daha güvenli destinasyonlara yönelirken, uzun mesafeli seyahatlerde belirgin düşüşler yaşanıyor.
Etki her ülkede aynı değil
Araştırmalar, savaşın turizme etkisinin her ülkede aynı düzeyde gerçekleşmediğini ortaya koyuyor. İncelenen ülkelerin bir kısmında ciddi düşüş yaşanırken, bazı ülkelerde belirgin bir değişim görülmüyor.
Bu farkın temel nedenleri arasında coğrafi yakınlık, savaşın şiddeti, turistik yoğunluk ve uluslararası algı yer alıyor.
Bu bulgu, Türkiye açısından kritik bir anlam taşıyor. Çünkü turizmin geleceği, yalnızca savaşın varlığına değil, Türkiye’nin bu süreçte nasıl konumlandığına bağlı hale geliyor.
Etki uzun vadeye yayılıyor
Araştırmalar, savaşın turizm üzerindeki etkisinin kısa süreli olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Turizmde yaşanan kayıpların yıllarca devam edebildiği tespit ediliyor.
Bu durum, İran–İsrail geriliminin kısa sürmesi halinde bile turizm üzerindeki etkilerin devam edebileceğine işaret ediyor.
Sektörün toparlanma süreci ise büyük ölçüde güvenlik algısının yeniden inşa edilmesine bağlı olarak şekilleniyor.
Bilimsel veriler, savaşların turizm üzerindeki etkisinin güçlü ancak tek yönlü olmadığını gösteriyor. Etki, savaşın kendisinden çok, algı, coğrafya ve ulaşım dinamikleriyle şekilleniyor.
İran–İsrail gerilimi, bu yapının güncel bir örneğini oluşturuyor. Türkiye turizmi açısından ortaya çıkan tablo, risk ve yön değiştiren talebin aynı anda yaşandığını gösteriyor.
Bu süreçte belirleyici unsur, Türkiye’nin güvenli ve erişilebilir bir destinasyon olarak konumlanabilmesi olacak.
Kaynakça
- Hu, P. ve Wang, D. (2025). Savaşın turizm üzerindeki etkisi. Annals of Tourism Research.
- Akadiri, S.S. ve diğerleri (2020). Jeopolitik risk ve turizm ilişkisi. Journal of Hospitality and Tourism Management.
- Avraham, E. (2015). Kriz dönemlerinde destinasyon imajı. Tourism Management.
- Tkalec, M. ve Žilić, I. (2021). Terörizm ve turizm talebi arasındaki ilişki. Annals of Tourism Research.
- Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) (2022). Turizm ve kriz dayanıklılığı raporları.
- Ovalı, M. (2025). Rusya-Ukrayna savaşının turizm üzerindeki etkileri.
- Domyshche-Medyanyk, A. (2025). Savaş ve turizm dayanıklılığı analizi.
- Yüksel, Ü. (2025). Türkiye’de turizmin yumuşak güç olarak rolü.
Kaynak: Araştırma haberi