TÜRSAB Başkanı muhalefetin yanlışını belgeledi

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, 22 Mayıs’ta canlı yayında sağlık turizmi, hac organizasyonu, seçim sistemi ve mali yapı konularında muhalefetin yanlışlarını belgelerle ortaya koydu. TÜRSAB’ı bölmek isteyenlerin nasıl aday olabildiğini anlamadığını söyledi.

TÜRSAB muhalefetin yanlışını belgeledi
TÜRSAB muhalefetin yanlışını belgeledi

TÜRSAB yönetiminde kritik eşik: Belgelerle yanıt, kamuoyuna açık mesaj
Turizm sektörünün en etkili kurumlarından biri olan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), 22 Mayıs’ta düzenlenen “TÜRSAB Gündemi” canlı yayınıyla son dönemdeki tartışmaların merkezine oturdu. Başkan Firuz Bağlıkaya’nın açıklamaları, hem beş benzemezden oluşan muhalefet hareketine hem de sektörel düzenlemelere karşı net ve belgeli bir duruş ortaya koydu. Bağlıkaya, sağlık turizmi yönetmeliğinden hac organizasyonlarındaki tekelleşmeye, fuar ve info gezilerinden mali yapı tartışmalarına kadar tüm iddialara ayrıntılı verilerle yanıt verdi. Türkiye’de alışılagelen “muhalefetin şeffaf” , “yönetimlerin kapalı” olduğu durumun tam tersi bir durum gözlemlendi.

TÜRSAB’ın son yıllarda karşı karşıya kaldığı yapısal baskıların ve bölünme girişimlerinin perde arkasına da dikkat çeken Bağlıkaya, özellikle yönetmelik değişiklikleri ve seçim sistemi üzerinden yürütülen eleştirilerin kamuoyunu yanıltıcı nitelikte olduğunu ifade etti. Başkan, TÜRSAB’a karşı kamu kurumları nezdinde sürdürülen yıpratma çabalarına karşı tüm belgeleri üyeler ve sektörle paylaşarak şeffaflık vurgusu yaptı. “TÜRSAB’ı parçalamaya çalışanların nasıl aday olabildiğini sektörün vicdanına bırakıyorum” ifadeleriyle de kurumsal duruşun sınırlarını net bir biçimde ortaya koydu.

 Sağlık turizmi yönetmeliği ve TÜRSAB’ın açtığı dava

Sağlık turizmi yönetmeliği sektörde krize yol açtı

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, 22 Mayıs Perşembe günü TÜRSAB TV’de canlı olarak yayınlanan “TÜRSAB Gündemi” programında, sektörde yoğun tartışmalara neden olan Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik hakkında detaylı açıklamalarda bulundu.

Yeni yönetmelikte, sağlık turizmi alanında faaliyet gösterecek kurumlar için seyahat acentası işletme belgesi zorunluluğunun kaldırılması, sektörde büyük tepkiye neden olmuştu. Bağlıkaya, bu durumun Türkiye’deki 1.270 sağlık turizmi belgesi almış seyahat acentasını etkilediğini belirtti ve yönetmeliğin iptali için yargıya başvurduklarını açıkladı.

Seyahat acentası belgesi olmadan faaliyet mümkün değil

Bağlıkaya’ya göre, yönetmelik uygulanmaya başladığı takdirde seyahat acentası olmayan sağlık kuruluşları transfer, konaklama ve tur düzenleme gibi işlemleri bağımsız yapamayacak. Bu hizmetlerin bir acente üzerinden yapılması gerektiğini vurgulayan Bağlıkaya, “Belgesi olmayanlar sağlık turizmi faaliyetini tek başına sürdüremez” dedi.

Şu anda belgesi olmayan hiçbir kurumun Sağlık Bakanlığı’ndan sağlık turizmi yetki belgesi alamadığını da belirten TÜRSAB Başkanı, “1.270 acentamızın belgeleri geçerlidir, hiçbir hak kaybı söz konusu değildir” ifadesini kullandı.

TÜRSAB yönetmeliğe karşı hukuki süreç başlattı

Bağlıkaya, yalnızca seyahat acentası belgesi zorunluluğunun kaldırılmasına değil, aynı zamanda yeni yönetmelikle kurulan kamuya bağlı sağlık turizmi anonim şirketinin yetkilerine de itiraz ettiklerini belirtti. “Bu dava sadece belge zorunluluğu için değil, bu şirketin sektördeki düzenleyici rolünün sorgulanması için de açıldı” dedi.

Bağlıkaya, sürecin takipçisi olduklarını ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da bu konuda daha aktif olması gerektiğini vurguladı. “Bu sadece sağlık meselesi değil, aynı zamanda bir turizm meselesidir” diyerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın konudan çekilmesini eleştirdi.

“Lobi yapmadılar” eleştirilerine net yanıt

Muhalefetin “TÜRSAB yeterli lobi faaliyeti yürütmedi” eleştirilerine de yanıt veren Bağlıkaya, “Sağlık Bakanlığı ile onlarca toplantı yaptık. Tüm bölgelerdeki temsilcilerle istişare ettik. Yetersiz olduğumuz eleştirisi haksızdır” dedi.

Bağlıkaya, özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın güçlü lobi etkisi karşısında TÜRSAB’ın yalnız kaldığını belirtti. “Bakanlıkla doğrudan çalışan bir kurumla rekabet edemeyiz. Ama sesimizi duyurmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

 Hac ve Umre acentaları arasında yaşanan adaletsizlik

Hac organizasyonunda tekelleşme endişesi büyüyor

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, programın önemli gündem maddelerinden biri olan hac ve umre organizasyonlarındaki adaletsizlik konusunu açık biçimde ele aldı. Türkiye’de yalnızca 250 civarında seyahat acentasının hac organizasyonu yapma yetkisine sahip olduğunu belirten Bağlıkaya, bu acentaların büyük çoğunluğunun yalnızca 170 kişiye ait olduğunu vurguladı.

Bu yapı nedeniyle, Türkiye’ye tanınan hac kontenjanının %40’lık kısmının yalnızca bu dar çevre tarafından kullanıldığını ifade etti. “Bu sektörde rekabetin önüne geçen, fırsat eşitliğini bozan bir yapı” diyerek, mevcut sistemin sürdürülemez olduğunu söyledi.

Umre yapan acentalar neden hac yapamıyor?

Bağlıkaya, umre organizasyonu yapma yetkisi olan yaklaşık 700 seyahat acentasının, hac organizasyonuna dahil olamamasını da “açık bir haksızlık” olarak tanımladı. TÜRSAB’ın bu konuda yeni bir mücadele başlattığını duyuran Bağlıkaya, şu ifadeleri kullandı:

“Umre yapan her seyahat acentasının hac organizasyonu yapabilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu tekel kırılmalı. Bu TÜRSAB’ın öncelikli mücadele başlıklarından biri olacak.”

Rekabet Kurumu ve Cumhurbaşkanlığı devrede

TÜRSAB, bu konuda sadece sözlü eleştirilerle kalmayıp resmî girişimlerde de bulundu. Cumhurbaşkanlığı’na, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na yazılı başvurular yapıldığını açıklayan Bağlıkaya, konuya ilişkin hukuki sürecin de başlatıldığını söyledi.

“Biz bu sorunun sadece bir eşitlik meselesi olmadığını, aynı zamanda hizmet kalitesini etkileyen yapısal bir problem olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Hac vizesi ve teminat sorunları da masada

Programda ayrıca, Suudi Arabistan hükümeti tarafından acentalardan talep edilen 2 milyon SAR teminat yükümlülüğü konusu da gündeme geldi. Bu rakamın birçok acentanın pazara girmesini engellediğini belirten Bağlıkaya, bu uygulamanın rekabeti daha da sınırlandırdığını ifade etti.

“Bu teminat, büyük hac organizatörlerinin işini kolaylaştırırken küçük acentaları tamamen dışarıda bırakıyor” dedi. Bu konuda da TÜRSAB’ın hem ulusal hem uluslararası düzeyde girişimleri olduğunu söyledi.

“Rekabet kurallarına aykırı bir yapı oluştu”

Program boyunca defalarca vurgulanan mesajlardan biri de şuydu: hac ve umre organizasyonlarında rekabetin olmadığı, fiyatların yükseldiği ve kalite kontrolünün zayıfladığı bir yapı oluştu. TÜRSAB, bu yapının değişmesi için hem yasal yollarla hem de kamuoyu baskısıyla süreci yöneteceklerini belirtti.

Fuarlar, info gezileri ve tanıtım çalışmaları

TÜRSAB’ın dört ana fuar stratejisi

Firuz Bağlıkaya, canlı yayında seyahat acentalarına yönelik fuar katılımı ve tanıtım gezileriyle ilgili eleştirileri de detaylı şekilde değerlendirdi. TÜRSAB’ın dört temel fuar stratejisi olduğunu belirten Bağlıkaya, bu fuarların Berlin, Londra, Moskova ve Dubai olduğunu açıkladı.

TÜRSAB’ın bu fuarlara kurumsal düzeyde katılım sağladığını ve üye acentalara ücretsiz stand alanı tahsis ettiğini vurgulayan Bağlıkaya, “Amaç, üyelerimize uluslararası platformda iş yapma imkânı sunmak” dedi. Her katılımın yönetim kurulu kararıyla şekillendiğini ve bu kararların sorumluluğunu da taşıdıklarını ifade etti.

“Fuar katılımı gereksiz” diyenlere yanıt

Muhalefetin, bu tür etkinliklerin bütçeye gereksiz yük getirdiği ve aynı kişilerin birden fazla katıldığı yönündeki iddialarını değerlendiren Bağlıkaya, açık ve sert yanıt verdi:

“Eleştirileri dikkate alıyoruz ancak her karar objektif kriterlerle alınıyor. Aynı kişinin ikinci kez katıldığı üç örnek var, hepsi istisnai durumlar ve sistematik bir usulsüzlük söz konusu değil.”

Info gezilerine katılımda ilk kez kriter uygulandı

TÜRSAB tarihinde ilk kez info gezilerine katılımda şeffaf ve ölçülebilir kriterler uygulandığını vurgulayan Başkan Bağlıkaya, şu detayları paylaştı:

  • Katılımcının geçmiş yıla ait aidat borcu olmayacak
  • Disiplin cezası bulunmayacak
  • Info yapılan destinasyonla iş ilişkisi olması tercih sebebi
  • Aynı yıl içinde başka bir info geziye katılmamış olacak

Bu kuralların adil uygulandığını ve yüzlerce katılımcı arasından yalnızca 3 kişinin iki kez yer aldığını, bu kişilerin de kriterleri karşılayan tek adaylar olduğunu açıkladı.

Kıbrıs ve Burdur örnekleri: Hedef farkındalık yaratmak

Bağlıkaya, örnek olarak Kıbrıs ve Burdur’da yapılan tanıtım gezilerini gösterdi. Özellikle Kıbrıs’ın kumar turizmi imajından sıyrılması, Burdur’un ise kültür ve doğa turizmiyle ön plana çıkması hedeflenmişti.

Burdur’da yapılan etkinlikte lavanta bahçeleri, Salda Gölü ve bölge gastronomisinin tanıtıldığını belirten Bağlıkaya:

“Antalya’ya 15 milyon turist geliyor ama Burdur’a gelen neredeyse yok. Biz o bölgeye dikkat çekmek istedik. Balon uçuşları gibi etkinliklerle potansiyeli gösterdik” dedi.

Bu etkinliklerde akademik raporların da hazırlandığını ve bölge envanterinin yerel yönetimlere teslim edildiğini belirtti.

“Fuar katılımcılarını seçerken referandum yapmıyoruz”

Bağlıkaya, fuarlara ve tanıtım gezilerine yönelik kararlarda “her üyeye danışma” gibi bir yöntem uygulamalarının mümkün olmadığını da belirtti:

“TÜRSAB yönetimi seçimle geliyor. Her etkinlik için referandum yapacak değiliz. Bu bizim görev tanımımızda var.”

Eleştirileri doğal karşılayan Bağlıkaya, her acentanın bilgi sahibi olması gerektiğini ve bu tür kararların yalnızca kişisel fayda üzerinden değil, sektörün geneli düşünülerek alınması gerektiğini vurguladı.

Tramvay projesi, gayrimenkuller ve olağanüstü genel kurulun arka planı

Turistik tramvay projesi: Eleştirilerin odağında

Firuz Bağlıkaya, TÜRSAB’ın İstanbul’da gerçekleştirdiği turistik tramvay durağı projesi hakkında uzun süredir devam eden eleştirilere ilk kez bu kadar kapsamlı bir yanıt verdi. Projenin Sultanahmet ile kruvaziyer limanı arasında turist taşımayı hedeflediğini açıklayan Bağlıkaya, bu hattın gelecekte lastik tekerlekli araçlara kapanacağı yönündeki İstanbul Valiliği kararına dayandığını belirtti.

“Bu bir vizyon projesidir. Seyahat acentalarının tur düzenleyeceği bir güzergâhın ulaşımı kesilmeden çözülmesi için tramvay durakları yapıldı. Araçlar yasaklandığında bu sistem devreye girecek.”

Durağın mülkiyeti TÜRSAB’a ait

Projenin tüm fiziki yatırımlarının faturalı olarak TÜRSAB adına yapıldığını ve durakların mülkiyetinin doğrudan Seyahat Acentaları Birliği’ne ait olduğunu belirten Bağlıkaya, bu yatırımların belediyeye değil, üyeye hizmet amacıyla gerçekleştirildiğini savundu.

“Burası kamusal taşımaya açık değil. Sadece turistik ulaşım amaçlı. TÜRSAB’ın kullanımında. İsteyenler gelip görebilir.”

“Tramvay projesiyle kimse menfaat elde etmedi”

Bağlıkaya, sosyal medya üzerinden yürütülen karalama kampanyalarına da sert çıktı. Bazı grupların bu yatırımı “görev kötüye kullanımı” gibi göstermeye çalıştığını, hatta trollerle trend oluşturulduğunu ileri sürdü. Bu iddialara karşı şeffaflık vurgusu yaptı:

“Bu işten kimse menfaat sağlamamıştır. Tramvay işletmiyoruz, taşıma yapmıyoruz. Faturalı, ibra edilmiş, müfettiş denetiminden geçmiş projelerdir. Ne yapılmak istendiğini gayet iyi biliyoruz.”

Olağanüstü genel kurulun nedeni: İcradaki binalar

Bağlıkaya’nın gündeme getirdiği bir diğer kritik başlık ise, 27 Mayıs’ta yapılacak olan olağanüstü genel kurulun gerekçesiydi. TÜRSAB’ın geçmiş dönemlerde kefil olduğu TÜRSAB Limited borçları nedeniyle birçok taşınmazının icraya düştüğünü belirten Bağlıkaya, bu binaların yeniden TÜRSAB tarafından satın alınabilmesi için genel kurul yetkisi gerektiğini ifade etti.

“Satmak değil, almak istiyoruz. Borcu ödenmiş, tapusunu alacağımız binalar var. Bunları vakfa değil, doğrudan TÜRSAB üzerine almak istiyoruz.”

“Yangından mal kaçırmıyoruz, genel kurulun onayına sunuyoruz”

Bazı muhalif grupların “yangından mal kaçırılıyor” iddiasını kesin bir dille yalanlayan Bağlıkaya, bu konuda kullanılan ifadeleri etik dışı bulduğunu belirtti. TÜRSAB’ın vakfa şartlı bağış yöntemiyle daha önce üç taşınmazı bu şekilde edindiğini, fakat müfettiş uyarısı sonrası bu yöntemin durdurulduğunu ifade etti.

“Satın almak istediğimiz yerler zaten icrada olan TÜRSAB’ın kullandığı binalar. Bunları yeniden kazanmak için genel kuruldan yetki istiyoruz. Şeffaflıkla yapılıyor. Bakanlık denetiminde, gündem maddesi belli, açık ve sabit.”

Tapusu alınacak binanın son taksiti kaldı

Firuz Bağlıkaya, genel kurulda oylamaya sunulacak işlemlerden birinin de TÜRSAB genel merkez binasının tapusunun alınması olduğunu belirtti. Bina borcunun büyük kısmının ödendiğini ve son taksitin ardından tapunun alınmasının planlandığını açıkladı.

“Bu bizim bayramımız olacak. Üyelerimizin katkısıyla alınmış bir bina. Tapusunu almak istiyoruz. Kararı üyemiz verecek.”

Genel kurul tarihi ve içeriği net: Madde eklenemez, değiştirilemez

Muhalefetin “tarih neden bu kadar yoğun döneme denk geldi” eleştirisine ise şu yanıt verildi:

“Hac sezonuna denk geldiği için seçilmiş değil. TÜRSAB’ın 16 bin üyesi var, 250 acentanın yurtdışında olması tarihin değişmesini gerektirmez. Tek maddeli, değiştirilmesi mümkün olmayan bir gündemle olağanüstü genel kurul yapıyoruz.”


Seçim sistemi, şeffaflık, mali yapı ve muhalefete açık mesajlar

Seçim sistemi değişmeli mi?

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, seçim sistemine yönelik uzun süredir dile getirilen eleştirileri detaylı şekilde değerlendirdi. Mevcut sistemde, binlerce acentenin farklı şehirlerden İstanbul’a gelerek oy kullanmasının hem lojistik hem de mali açıdan zorluklar yarattığını ifade etti.

“Bu sistemin değişmesini istiyoruz. Sandık her yerde olmalı. Her bölge temsil kurulu seçim sürecine aktif katılmalı. Delege sistemi olabilir. Ama bu kararı biz değil, bakanlıkla birlikte üyelerimiz vermeli.”

“İstanbul’daki acentalar bile gelmiyor”

Bağlıkaya, İstanbul’da yaşayan binlerce acentenin bile genel kurula katılmakta zorlandığını, Anadolu’dan gelenlerin ise 2 gece konaklama ve ulaşım masrafı nedeniyle mağdur olduğunu belirtti. Bu durumun adaletsizlik yarattığını ifade ederek, daha makul ve dijitalleşmiş bir sistem önerdi.

“Sadece gelenin oy kullandığı değil, temsil adaletine dayalı bir model konuşulmalı. Bizim için sistem değil, temsil önemlidir.”

Şeffaflık eleştirileri: Yanlış bilgiyle algı yönetiliyor

Muhalefetin sıkça dile getirdiği “şeffaflık eksikliği” eleştirilerine sert yanıt veren Bağlıkaya, TÜRSAB’ın bilanço, harcama ve gelir tablolarının düzenli olarak yayınlandığını, hiçbir işlemin gizli kapaklı yapılmadığını vurguladı.

“Finansal okuryazarlığı olmayan kişiler, müfettiş raporlarından aldıkları verileri yanlış yorumluyor. Bizimle ilgili iddialar ya eksik bilgiye ya da algı yönetimine dayanıyor. Şeffaflık ilkesinden asla sapmadık.”

Londra fuarı ve ‘1 milyon pound’ tartışması

Programda, eleştirilere konu olan Londra fuarına ilişkin maliyetler de gündeme geldi. Bağlıkaya, “1 milyon pound harcandı” iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bu rakamların ya yanlış anlaşıldığını ya da kasıtlı olarak çarpıtıldığını söyledi.

“Biz bakanlıkla rekabet etmiyoruz. Kısıtlı bir bütçeyle fark yaratmaya çalışıyoruz. Fuarlar yatırım, israf değil.”

Kurumsal yönetim anlayışı hedefte mi?

Bağlıkaya, özellikle sosyal medyada yürütülen bazı organize kampanyaların TÜRSAB’ın kurumsal yapısına zarar vermeyi amaçladığını öne sürdü. Troller aracılığıyla hakaret ve manipülasyon içeren içeriklerin üretildiğini belirtti:

“Bunlar eleştiri değil, itibar suikastı. Kurumumuzu korumakla yükümlüyüz. Yönetim kurulu olarak bilgiye dayalı her eleştiriye açığız, ama karalama kampanyalarına asla.”

Adaylık açıklaması: Ağustosta karar verilecek

Bağlıkaya, yeniden aday olup olmayacağına yönelik soruya da net yanıt verdi. Yönetim kurulu ve profesyonel kadrosuyla birlikte Ağustos ayında değerlendirme yapacaklarını belirterek:

“Devam etme kararı alırsak kamuoyuna açıklarız. Etmezsek, görevi onurla devrederiz. Önemli olan kurumsal devamlılıktır.”

Muhalefete net çağrı: “Hakaretle siyaset yapılmaz”

Programın sonunda en dikkat çeken bölümlerden biri ise Bağlıkaya’nın muhalefete yönelik açık mesajıydı. Muhalefetin sürekli olarak kişisel hakaret ve sosyal medya manipülasyonları üzerinden ilerlediğini savunan Bağlıkaya, şu cümlelerle mesaj verdi:

“TÜRSAB, demokratik bir kurumdur. Aday olun, gelin yarışalım. Ama küfürle, trolle, iftirayla bu kurum yönetilemez. Bizi eleştirenler, bilgiyle gelsin. Ortak akıl inşa edelim.”

TÜRSAB Gündemi 22 Mayıs yayını, kurumun iç işleyişinden, mali yapısına; sağlık turizmi yönetmeliğinden seçim sistemine dek geniş bir yelpazeyi kapsadı. Başkan Firuz Bağlıkaya, tüm soruları açık şekilde yanıtladı, tartışmalara belge ve verilerle yaklaştı. Yayın, hem sektör profesyonelleri hem de TÜRSAB üyeleri için önemli bir referans oldu.

Kaynak: TÜRSAB

Yayınlama: 23.05.2025 23:49
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.