Clermont Ferrand tarım turizmiyle canlanıyor
Süleyman Bezirgan yazdı : Clermont Ferrand, her yıl ekim ayında düzenlenen Sommet de l’Élevage fuarıyla Avrupa’nın kırsal turizminde dikkat çeken bir destinasyona dönüşüyor.

Clermont Ferrand, Sommet de l’Élevage fuarıyla kırsal turizmin, gastronominin ve hayvancılık teknolojisinin buluşma noktası haline geliyor.
Auvergne’in Saklı Mücevheri: Bir Fuar, Bir Şehir, Bir Deneyim
Bir şehir düşünün… Haritada yerini bulmak için önce Lyon’u işaret etmeniz gerek. Oradan birkaç saatlik keyifli bir yolculukla ulaşabileceğiniz, yüzünü UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Chaîne des Puys volkanik dağlarına yaslamış, siyah volkanik taşlardan inşa edilmiş gotik katedralleri ve binalarıyla kendine has bir karaktere sahip, 150 bin nüfuslu bir kent: Clermont-Ferrand.
Sessizliğin Kırıldığı An
Sessiz dediysem… Her zaman değil. Özellikle her Ekim ayının ilk haftasında… İşte o zaman bu sakin Auvergne kasabasında sihirli bir şey olur.
“Sanki şehir, üzerindeki sis perdesini bir sabah ansızın yırtıp atar ve Avrupa’nın kırsal kalbinin tam burada attığını gür bir sesle ilan eder.”
Bir otel lobisinde, kahvaltı masasında, hatta kaldırımlarda İngilizce, Almanca, İtalyanca ve hatta Türkçe konuşan insan seliyle karşılaşmak, Clermont için artık sıradan bir durum. Çünkü devasa bir fuar, yalnızca sektör profesyonellerini değil, adeta koca bir kıtayı bu volkanik vadide bir araya getiriyor. Hangi fuar mı? Adını belki daha önce hiç duymadınız ama onu bir kez gören, kokusunu içine çeken bir daha asla unutamıyor: Sommet de l’Élevage.

Rakamların Ötesindeki Ruh
Yılda yalnızca üç gün. Ama bu üç günde şehir, neredeyse kendi nüfusu kadar insanı, yani 130 bin ziyaretçiyi ağırlıyor. Oteller aylar öncesinden doluyor, Michelin yıldızlı restoranlardan küçücük bistrolara kadar masa bulmak imkansızlaşıyor. Ama kimse şikayetçi değil. Aksine, havada hissedilir bir coşku var. Çünkü herkes aynı duyguda birleşiyor: Bu şehirde “gerçek bir şey” yaşanıyor.
Burada, en son teknolojiye sahip traktörlerin ve ekipmanların yanında, atalarının yüzlerce yıldır yetiştirdiği o meşhur Salers ve devasa Charolais sığırlarını gururla sergileyen çiftçileri görürsünüz. Taze kesilmiş ot ve saman kokusu, standlarda ikram edilen ödüllü Saint-Nectaire peynirinin ve sıcak “truffade”ın (patatesli, peynirli yerel lezzet) iştah açıcı aromasına karışır. “Bu, sadece bir tarım/hayvancılık fuarı değil; toprağın, emeğin ve geleneğin teknolojiyle buluştuğu bir kutlamadır.”
Lyon’dan Clermont’a: Bir Gastronomi ve Manzara Şöleni
Lyon’dan yola çıkanlar için bu bir fuardan çok daha fazlası. Yol boyunca Alp Dağları’nın eteklerinde gözünüze çarpan yemyeşil çiftlikler, küçük aile işletmeleri, peynir üretim mandıraları… Hepsi bu büyük buluşmanın sessiz kahramanları aslında. Clermont’a vardığınızda, “ tarımın yalnızca tarlada yapılan bir iş olmadığını; aynı zamanda bir coğrafyanın kaderini, mutfağını, kültürünü ve geleceğini şekillendiren bir sanat olduğunu anlıyorsunuz.”

Büyünün Bir Parçası Olmak
Ve en güzeli, her şey öyle doğal, öyle kendiliğinden gelişiyor ki, bu büyünün farkına bile varmadan bir parçası oluyorsunuz. Belki bir akşam yemeğinde masanızı İrlandalı bir çiftçiyle paylaşıp onun hikayesini dinlerken, belki de fuar alanında bir peynir ustasının zanaatını hayranlıkla izlerken…
Kim bilir… Belki siz de bir gün Ekim ayında Clermont-Ferrand’a gidersiniz. Bir iş gezisi bahanesiyle başlayan bu yolculuk, Auvergne’in muhteşem doğası, lezzetli yemekleri ve insanların toprağa olan derin bağıyla hayatınızda yepyeni bir pencere açar.
Benim için öyle oldu.