Milliyet farkı tartışması turizmde yapısal krizi açığa çıkardı
Turizmde yerli halkın dışlandığına yönelik eleştiriler artıyor. Akademik bir araştırma, milliyet farkı vakası üzerinden siyasal yapıların turizmde yabancılaşmaya nasıl yol açtığını ortaya koydu.

Milliyet farkı uygulamaları, Türkiye’de turizmde yabancılaşma sorununu derinleştiriyor. Akademik analiz, siyasal yapı ve özel sektör etkisini irdeliyor.
2024 yılında Antalya’daki bir otelde yerli bir müşteriden “milliyet farkı” gerekçesiyle alınan ek ücret, sadece bir vaka değil; sistemsel bir sorunun habercisi. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi öğretim üyesi Mazlum Ar’ın Eastern Geographical Review’de yayımladığı akademik çalışma, bu olaydan yola çıkarak Türkiye’de “turizmde yabancılaşma” olgusunu kapsamlı biçimde analiz ediyor.
Yabancılaşmanın siyasi kökleri
Turizmin özgürlükle özdeşleşen yapısı, çalışmaya göre, giderek siyasi ve ekonomik güç merkezlerinin etkisiyle biçimleniyor. “Turizm jeopolitiği” kavramı çerçevesinde yapılan değerlendirmede, destinasyonların ve turizm hizmetlerinin özel sektör ve siyasal aktörlerin denetimine girmesiyle, yerli halkın bu mekânlardan dışlandığına dikkat çekiliyor.
Milliyet farkı örneği sistemik bir eşitsizliği gösteriyor
2024 yılında sosyal medyada gündem olan ve bir otelin yerli müşteriden fazladan 120 avro ücret talep ettiği “milliyet farkı” uygulaması, makalenin vaka analizini oluşturuyor. Çalışma, YouTube ve haber sitelerindeki 2249 kullanıcı yorumunu analiz ederek, halkın turizm politikalarına karşı geliştirdiği eleştirileri sistematik olarak kategorize ediyor.
Yerli halk turizmden neden uzaklaşıyor?
İçerik analizine göre, yerli halkın turizm alanlarından uzaklaşmasının başlıca nedenleri:
- Turizm hizmetlerinde önceliğin yabancı turistlere verilmesi
- Enflasyon ve pahalılıkla birlikte erişim sorunu
- Yerel halkın “ikinci sınıf vatandaş” gibi hissettirilmesi
- Turizm alanlarının özel sektör tekellerine devredilmesi
En sık ifade edilen duygu: “Dışlanmışlık”
Araştırmada yer alan tematik analizde, “aşağılanma”, “değersizlik”, “hor görülme” ve “yerli vatandaş olmaktan utanma” gibi ifadeler sıklıkla vurgulandı. Katılımcıların %41’inin yorumları, doğrudan destinasyonlara erişim sorunu ve yabancılaşma kavramı etrafında şekillendi.
Siyasi ve ekonomik yapı sorgulanıyor
Makalede en dikkat çekici bulgulardan biri, kullanıcıların doğrudan özel sektör ve siyasal patronaj ilişkilerine vurgu yapması. Özellikle bazı holding isimlerinin sıklıkla anılması, kamuya ait alanların özel sektöre devri konusundaki tepkinin halk nezdinde güçlü bir karşılığı olduğunu gösteriyor.
Çözüm: Katılımcı ve adil turizm politikaları
Araştırma, turizmde toplumsal yabancılaşmanın önlenmesi için şu önerileri sunuyor:
- Yerel halkın turizm politikalarının oluşturulmasına katılımı
- Kamusal alanların özelleştirilmesine karşı sosyal lisans mekanizmaları
- Turizm gelirlerinin adil dağılımı ve yerli turist lehine pozitif ayrımcılık
- Sosyo-psikolojik destek ve kültürel farkındalık programları
Sonuç olarak, turizmin sadece ekonomik değil aynı zamanda siyasal ve kültürel bir performans alanı olduğu gerçeği, bu analizle birlikte daha da görünür hale geliyor. “Milliyet farkı” vakası, aslında yerel toplumun daha büyük bir sistemin dışında kaldığını gösteren sembolik bir örnek.
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi öğretim üyesi Mazlum Ar’ın Eastern Geographical Review’de yayımladığı akademik çalışma
Kaynak: Geographical Review