Kendi ayağına çelme takan sektör: Turizm
Bir Türkiye gerçeği mi ?
TGA seçimleri öncesi outgoing odaklı adaylara verilen destek, “turist gelmiyor” şikâyetleriyle çelişiyor. Incoming vizyonu olmadan 100 milyar dolar hedefi riske giriyor.

TGA seçimleri turizmde liyakat krizini gündeme taşıyor. Outgoing odaklı adaylara verilen destek incoming vizyonunu zayıflatıyor, 100 milyar dolar hedefi tehlikeye giriyor. Ali ÇAVDAR yazdı.
Turist Yok Diye Şikâyet Ediyoruz, Turist Getirmeyecekleri Destekliyoruz
Türkiye Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) seçimleri yaklaşırken, turizm sektöründe yine benzer bir manzara ile karşı karşıyayız. Bu seçimde outgoing faaliyetleriyle tanınan bir aday ortaya çıktı. GlobeMeets adlı etkinliğin kurucusu olan bu isim, özellikle TÜRSAB ana sponsorluğunda düzenlenen fuarlarla öne çıkmıştı.
Buraya kadar her şey olağan sayılabilir. Her turizmci aday olabilir, bu onun en doğal hakkıdır. Asıl mesele adayın kimliği değil, etrafında oluşturulan destek görüntüsü.
Sözde sektörü savunmak için kurulmuş dernek ve birliklerin yöneticileri, üyelerinden habersiz, tabanlarının fikrini almadan sırayla destek açıklamaları yaptılar. Sosyal medyada ardı ardına paylaşılan mesajlarla, sanki tüm sektör bu adayın etrafında kenetlenmiş gibi bir algı yaratılmak istendi.
Oysa durum çok farklı: Bu açıklamaların çoğu, kendi üyelerinin fikrine dayanmıyor. Dahası, bu isimlerin büyük kısmı bugün en yüksek sesle “turist gelmiyor, sezon kötü gidiyor, pazar daraldı” diye şikâyet edenlerden oluşuyor.
İşte tam da bu noktada büyük bir ironiyle karşı karşıyayız: Kendi sorunlarına çare olmayacak, incoming vizyonu taşımayan bir adayın arkasında duranlar, aslında şikâyet ettikleri tablonun devamına katkı sunuyorlar.
TGA’nın Misyonu: Incoming Odaklı Bir Kurum
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), 15 Temmuz 2019’da 7183 sayılı Kanun ile kuruldu. Resmî Gazete’de yayımlanan metinde ajansın temel görevleri şöyle tanımlanıyor:
- Türkiye’nin tanıtımını yapmak,
- Ülkeye turist çekmek,
- Turizm gelirlerini artırmak,
- Turizmi 12 aya ve 81 ile yaymak,
- Türkiye markasını güçlendirmek.
(Kaynak: T.C. Resmî Gazete, 15 Temmuz 2019, Sayı 30832).
Yani TGA’nın DNA’sı incoming üzerine kodlanmıştır. Çünkü incoming, yani yabancı turistin ülkeye gelmesi, ekonomiye doğrudan döviz girdisi sağlar.
Incoming vs Outgoing: Rakamlarla Gerçek
- Türkiye’nin 2024 turizm gelirleri: 61,1 milyar dolar. Bunun tamamı incoming turistlerin bıraktığı dövizden geldi.
(Kaynak: Reuters, 31 Ocak 2025). - Türkiye’den çıkan vatandaşların 2024 yurtdışı harcaması: 7,7 milyar dolar.
(Kaynak: FTN News, 2024).
Başka bir deyişle Türkiye, incoming sayesinde kazandığı her 100 doların yaklaşık 12 dolarını outgoing yoluyla kaybetti.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) de bu tabloyu yıllardır vurguluyor:
- Incoming = ülkeye döviz girdisi, ekonomik büyüme.
- Outgoing = döviz çıkışı, cari açık baskısı.
(Kaynak: UNWTO Tourism Highlights, 2023).
Bunu anlamak için profesör olmaya gerek yok. İlkokul öğrencisine bile sorsanız, “Türkiye’nin ihtiyacı , Türkiye ekonomisinin ihtiyacı gelen turisttir, giden değil” diyecektir.
Ama ne yazık ki TGA seçiminde tablo tersine çevriliyor. Incoming’i büyütmek için kurulmuş bir ajansa outgoing projelerle tanınan bir aday gösteriliyor. Dahası, buna destek açıklamaları yapılıyor.
Outgoing’i Kötülemiyoruz, Ama Yerini Bilmek Lazım
Burada kimse outgoing turizmi küçümsemiyor. Nihayetinde bende outgoing turizm ile uğraşan bir turizm acentası sahibiyim. Elbette yurtdışına turist göndermek de sektörün önemli bir parçasıdır. Outgoing sayesinde seyahat acentaları gelir elde eder, havayolları doluluk oranlarını artırır, tüketiciler dünyayı tanır. Bunlar sektörün zenginliği için kıymetlidir.
Ama mesele şu: Her şeyin bir yeri vardır.
TGA’nın kuruluş amacı incoming’dir. Ajans, Türkiye’yi yurt dışında tanıtmak, ülkeye daha fazla yabancı turist getirmek, döviz girdisini artırmak için kurulmuştur. Yani TGA’nın koltukları incoming vizyonuna sahip kişiler için tasarlanmıştır.
Hiçbir turizmci, kendi incoming departmanının başına outgoing kökenli bir müdür atmaz. Çünkü bilir ki yanlış yerde yanlış kişi olursa iş yürümez.
Bu kadar basit bir mantığı, TGA seçimlerinde neden görmezden geliyoruz?
- GlobeMeets gibi fuarlar outgoing odaklıdır. Yurt dışındaki destinasyonlarla iş birliği yapar, Türkiye’den giden turist pazarını hareketlendirir.
- Outgoing alanında başarı kıymetlidir, ama bu başarıyı incoming için kurulmuş bir kurumda temsil etmeye kalkmak doğru değildir.
İşte sorun tam da burada başlıyor: Sektörün farklı alanlarındaki başarıları karıştırıyoruz. Outgoing başarısını incoming vizyonunun yerine koyuyoruz.
Böylece liyakat değil, “popülerlik” ön plana çıkıyor.
Liyakat Yerine Taraftarlık: Türkiye’nin Kronik Hastalığı
Türkiye’de yalnızca turizmde değil, hemen her alanda gördüğümüz bir sorun var: Doğru kişiyi doğru yere getirememe. Bunun yerine, kim daha görünür, kim hangi gruba yakın, kimle iyi geçinmek daha güvenli diye bakılıyor.
TGA seçimlerinde de aynı refleks devreye giriyor.
- Projesi olan mı seçiliyor? Hayır.
- Incoming’de sahada yıllarca ter dökmüş isimler mi öne çıkarılıyor? Hayır.
- Peki kim öne çıkıyor? Çevresi güçlü, sesi çok çıkan, “bizden olan” adaylar.
Siyaset bilimci Binnaz Toprak bunu yıllar önce “Türkiye’de Aidiyet Kültürü” çalışmasında şöyle özetlemişti: Türkiye’de karar süreçleri çoğu zaman “ehil kimdir?” sorusundan değil, “bizimkinden midir?” sorusundan şekillenir.
Aynı noktayı Şerif Mardin de merkez–çevre teorisiyle açıklamıştı. Türkiye’de merkezle bağlantısı olanlar, liyakatine bakılmaksızın öncelik kazanır. TGA seçimlerinde de dernek başkanlarının, birlik yöneticilerinin üyelerine danışmadan yaptıkları destek açıklamaları tam da bu teoriyi doğruluyor.
Sonuç ne oluyor ?
- Liyakatlı adaylar geri planda kalıyor.
- Projesiz ama popüler adaylar öne çıkıyor.
- “Kimin işi yapabileceği” değil, “kimin yanında durmanın güvenli olduğu” belirleyici oluyor.
Bu tablo yalnızca turizmin değil, Türkiye’nin genel sorunudur. Ve biz turizmde de aynı hatayı tekrar ediyoruz.
Eğitim ve Etik Sorunu: Liyakatsizliğin Kökeni
Türkiye’de liyakat sorununu yalnızca bireylerin tercihlerine bağlamak eksik olur. Bunun daha derin bir altyapısı var: eğitim ve etik.
Eğitim Meselesi
Eğitim sistemimiz uzun yıllardır eleştirel düşünceyi değil, ezberi teşvik ediyor.
- Öğrenciler “neden?” diye sormak yerine, “öğrenilen bilgiyi tekrar etmeye” yönlendiriliyor.
- Bu kültür iş hayatına da taşınıyor. İnsanlar sorgulamıyor, uyum gösteriyor.
- Dolayısıyla seçimlerde “aday projelerini sundu mu?” sorusu yerine, “aday kimlere yakın?” sorusu soruluyor.
OECD’nin 2022 raporuna göre Türkiye, problem çözme ve eleştirel düşünme alanında OECD ortalamasının altında kalıyor. (Kaynak: OECD Education at a Glance, 2022).
Etik Meselesi
Etik kültürümüz de liyakat sorununu derinleştiriyor. Türkiye’de çoğu zaman “hak eden” değil, “bizden olan” ödüllendiriliyor.
- Dernek yöneticileri üyelerine danışmadan, kendi ilişkilerine göre karar açıklıyor.
- Birlikler sektörün çıkarını değil, kendi küçük çevresinin çıkarını önceleyebiliyor.
- Böylece etik temsil anlayışı zedeleniyor.
Sosyolog Nilüfer Göle, Türkiye’de modernleşme süreçlerinde etik değerlerin sıklıkla “aidiyet” tarafından gölgelendiğini vurgular (Göle, 1997). TGA seçimlerinde yaşananlar da bu duruma bire bir uymaktadır: Sektör çıkarı geri planda kalırken, kişisel ve grup aidiyetleri ön plana çıkarılıyor.
Eğitim eleştirel düşünceyi üretmediği, etik kültür de liyakati desteklemediği için, seçimlerde sürekli yanlış adayların etrafında toplanıyoruz. Bu yalnızca turizmi değil, Türkiye’nin tüm kurumlarını etkileyen yapısal bir sorundur.
Dernek ve Birliklerin Çelişkisi: Üyelerden Habersiz Destek
TGA seçim sürecinde gördüğümüz en dikkat çekici tablo, “sözde sektörü temsil eden” dernek ve birliklerin tavrı oldu.
Üyelerden Habersiz Açıklamalar
Çeşitli dernek ve birliklerin yöneticileri, sosyal medyada ve basın açıklamalarında belirli adaylara destek verdiklerini duyurdular. Ancak dikkat çeken nokta şu: Bu açıklamaların çoğu üyelerden habersiz yapıldı.
- Üyelerin fikri sorulmadı.
- Ortak bir istişare yapılmadı.
- Tabanın görüşü alınmadı.
Böylece birkaç kişinin kişisel tercihi, bütün bir derneğin veya birliğin iradesiymiş gibi sunuldu.
“Destek” mi, “Algı Yönetimi” mi?
Bu destek açıklamaları, medyada ve sosyal medyada “sektörden büyük destek” şeklinde yansıtıldı. Ama gerçekte bu, bir algı yönetiminden öteye gitmiyor. Çünkü birçok üye ya bu karardan haberdar değil ya da desteklemiyor.
Siyaset biliminde bu duruma “temsilde meşruiyet krizi” denir. Yani temsilciler, temsil ettiklerini iddia ettikleri kitlelerin görüşlerini yansıtmıyor. (Kaynak: Pitkin, H. F., The Concept of Representation, 1967).
Çelişki
Daha da ironik olan şu: Bu açıklamaları yapan isimlerin çoğu, aynı zamanda her fırsatta “turist gelmiyor, pazar daraldı, sezon kötü” diye şikâyet eden kesimden.
- Bir yandan “turist yok” diyorlar,
- Öte yandan incoming vizyonu olmayan, outgoing odaklı adayları destekliyorlar.
Yani kendi şikâyet ettikleri tabloyu, kendi elleriyle yeniden üretiyorlar.
Dünyadan Örnekler: Liyakatla Gelen Başarı
Türkiye’nin TGA seçimlerinde yaşadığı tartışmayı anlamak için biraz da dünyaya bakmak gerekiyor. Çünkü birçok ülke turizmde başarıyı liyakatli kadrolarla incoming vizyonunu güçlendirerek yakaladı.
İspanya: Incoming’de Dünya Lideri
İspanya, 2023 yılında 85 milyon turist ağırlayarak dünyanın en çok ziyaret edilen ikinci ülkesi oldu. (Kaynak: UNWTO, 2023 Tourism Highlights).
- İspanya’nın başarısının sırrı, turizm yönetimini outgoing değil, incoming stratejilerine dayandırmasıdır.
- Tüm tanıtım kampanyaları ülkeye turist çekmeye odaklanır.
- Liyakat esaslı atamalarla, turizmden sorumlu kurumlar vizyon sahibi yöneticilerle çalışır.
İtalya: Kültürel Mirası Gelire Dönüştürmek
İtalya, turizm gelirini 2023’te 52 milyar euroya çıkardı. (Kaynak: OECD Tourism Trends, 2023).
- Bunu yaparken tarihî ve kültürel mirasını doğru pazarladı.
- Turizm yönetimini, incoming odaklı profesyoneller yönetti.
- Outgoing organizatörleri asla ülke tanıtımından sorumlu kurumların başına getirilmedi.
Yunanistan: Krizden Çıkışta Turizm
Yunanistan, ekonomik krizden çıkış yolunu turizmde buldu. 2010’ların başında ağır bir borç krizi yaşayan ülke, turizm yönetimini liyakatli kadrolara teslim etti.
- 2019’da 34 milyon turist çekerek tarihinin rekorunu kırdı.
- IMF raporlarında, Yunanistan’ın krizden çıkışında turizmin “lokomotif sektör” olduğu vurgulandı. (Kaynak: IMF Country Report, 2020).
Ortak Nokta: Liyakat ve Incoming
Bu örneklerin hepsinde görülen ortak nokta şu:
- Outgoing odaklı organizasyonlar kendi alanında kıymetlidir,
- Ama incoming için kurulan kurumlarda liyakatli, incoming deneyimi olan yöneticiler görev yapar.
- Bu ayrım net bir şekilde korunur.
Türkiye ise bu çizgiyi bulanıklaştırıyor. Outgoing başarısını incoming vizyonunun yerine koyuyor. Bu da ülkeyi potansiyelinden uzaklaştırıyor.
Türkiye Hep Böyle mi Olacak?
TGA seçimlerinde yaşanan tablo aslında Türkiye’nin kronik bir sorununu tekrar gözler önüne seriyor: Liyakatin yerine taraftarlığın geçmesi.
Soru şu: Türkiye hep böyle mi olacak?
- Hep “bizden olan” mı öncelikli olacak?
- Hep “aidiyet” mi liyakatten önde tutulacak?
- Hep “kendi ayağımıza çelme takma” geleneği mi devam edecek?
Bugün turizm sektöründe yaşanan tam olarak bu.
- Bir yandan “turist gelmiyor” diye şikâyet ediyoruz.
- Öte yandan turist getirmeyecek vizyona sahip isimlerin arkasında toplanıyoruz.
Bu çelişki yalnızca turizmi değil, Türkiye’nin birçok kurumunu esir almış durumda. Kamu yönetiminden sendikalara, belediyelerden meslek örgütlerine kadar aynı refleksi görüyoruz: Projesi olan değil, sesi çok çıkan tercih ediliyor.
100 Milyar Dolar Hedefi Tehlikede
Türkiye’nin 2028 hedefi 100 milyar dolar turizm gelirine ulaşmak. (Kaynak: WEF, 2023 – Driving Türkiye’s Travel and Tourism Development). Bu hedefe incoming vizyonu olmadan varmak mümkün değil. Outgoing ile 100 milyar dolar kazanamayız; ancak incoming turizmi çeşitlendirerek ve liyakatli yöneticilerle yöneterek ulaşabiliriz.
Ama biz seçimlerde yine taraftarlığı, aidiyeti ve “bizden olanı” tercih edersek, bu hedefler kâğıt üzerinde kalır. Türkiye kendi potansiyelini boşa harcar.
Asıl Sorumluluk Kimde?
Sorun adayda değil, seçendedir.
- Aday olmak herkesin hakkıdır.
- Ama yanlış adayı desteklemek, üyelerinden habersiz açıklama yapan dernek yöneticilerinin ve onları alkışlayanların sorumluluğudur.
Sonuçta kendi düşen ağlamaz. Eğer biz turist getirmeyecek adayları seçersek, yarın “turist gelmiyor” diye şikâyet etmeye de hakkımız kalmaz.
Sonuç: Türkiye Kendi Ayağına Çelme Takıyor
Türkiye’nin turizmdeki en büyük düşmanı dış rekabet değil, kendi iç tercihleridir.
- Turist gelmiyor diye şikâyet ediyoruz.
- Ama turist getirmeyecek vizyona sahip adaylara destek veriyoruz.
- Incoming’i büyütmek için kurulan TGA’nın koltuklarını outgoing odaklı isimlere bırakıyoruz.
Bu, kendi ayağımıza çelme takmaktan başka bir şey değildir.
Sorumluluk Adayda Değil, Seçende
Aday olmak herkesin hakkıdır. Outgoing kökenli bir turizmci de elbette aday olabilir. Burada yanlış olan adayın kendisi değil, onu destekleyenlerdir.
- Üyelerinden habersiz destek açıklamaları yapan dernek yöneticileri,
- Aidiyeti liyakatin önüne koyan birlikler,
- “Bizden olsun, yeter” diyen seçmenler…
Asıl sorumluluk bu kesimlere aittir. Çünkü onlar yanlış tercihi meşrulaştırmaktadır.
Türkiye’nin Kısır Döngüsü
Bu tablo aslında Türkiye’nin genel bir fotoğrafıdır. Yıllardır aynı filmi izliyoruz:
- Liyakat yerine taraftarlık,
- Proje yerine popülerlik,
- Ehliyet yerine aidiyet.
Sonra da başarısız olunca şaşırıyoruz. Oysa sonuç kaçınılmaz.
Bir Çıkış Yolu Var mı?
Evet, var. Çıkış yolu basit ama zor:
- Doğru işi doğru kişiye teslim etmek.
- Eğitimde eleştirel düşünceyi, yönetimde etik kültürü öne çıkarmak.
- TGA gibi kurumlarda projeleri ve incoming vizyonu olan adayları desteklemek.
Eğer bunu yapmazsak, 100 milyar dolar hedefi hayal olmaya devam edecek.
Ve biz hâlâ aynı soruyu soruyor olacağız: “Turist neden gelmiyor?”
Cevap aslında çoktan belli: Çünkü biz kendi ayağımıza çelme takıyoruz.
Kaynak: Ali ÇAVDAR
Mükemmel bir makale . Son zamanlarda yazılmış en gerçekçi yazı.Ali beyi tebrik ediyorum . Incoming çi olmayan Hüseyin Kurta destek verir mi seyahat acentaları allahaşkına ? Buna kim inanır ? Tabii ki Kadir İnanır . Helal olsun Ali bey umarım gerçekleri sektör görür . Hüseyin Kurt Globe Meets te kimleri getirmiş? Turizm ofislerini ))) Bizim sektorde birşey sanıp gitmiş .Yani Hüseyin bey turist mi getirecek bir event çi olarak ? Akıllı olun sektör paydaşları . TGA da Incomingçi olmazsa Türkiye ye turist gelmez. Acentalar özellikle incoming yapanlar da ofislerini kapatır .Çok net.