Diyarbakır Cezaevi restorasyonunda ihale tartışması

Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, müzeye dönüştürülmesi planlanan Diyarbakır Cezaevi’nin restorasyon ihalelerindeki usulsüzlük iddialarını Kültür ve Turizm Bakanı’na sordu.

Diyarbakır Cezaevi restorasyonu
Diyarbakır Cezaevi restorasyonu

Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, müzeye dönüştürülmesi planlanan Diyarbakır Cezaevi’nin restorasyon ihaleleriyle ilgili iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı. Tanrıkulu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanıtlaması istemiyle sunduğu yazılı soru önergesinde, iki ayrı ihalenin davet usulüyle yapıldığını ve her iki ihalenin de aynı aileye ait şirketlerle bağlantılı olduğunu ileri sürdü.

Tanrıkulu’nun açıklamasına göre, 12 Eylül askeri darbesinin sembollerinden biri olan Diyarbakır E Tipi Cezaevi 2022’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredildi. 2023 itibarıyla yapının müzeye dönüştürülmesi amacıyla restorasyon çalışmalarına başlandı. Ancak ihalelerin yürütülme biçimi ve yüklenici şirketlerin bağlantıları kamuoyunda tartışma yarattı.

“Davet usulü ihale şeffaflık tartışması doğurdu”

Tanrıkulu, cezaevinin birinci ve ikinci etap restorasyon ihalelerinin “davet usulü”yle gerçekleştirildiğini, her iki ihalenin de farklı isimlerle anılsa da aynı aileye ait kişi veya şirketlere verildiğini belirtti. İlk etap ihalesini PERGE Restorasyon’un aldığı, ikinci etap ihalesini ise FİMAŞ Yapı adlı şirketin kazandığı kaydedildi.

Her iki şirketin adreslerinin yalnızca kapı numarası dışında aynı olduğunu, bu nedenle firmaların yan yana faaliyet gösterdiğini söyleyen Tanrıkulu, “Bu durum rekabet ilkesine aykırıdır. Kamu kaynaklarının kullanıldığı projelerde şeffaflık esastır” ifadelerini kullandı.

Şirket bağlantıları ve denetim süreci soruldu

Tanrıkulu, önergesinde her iki şirketin kurucuları ve sahipleri arasında aile bağı bulunduğu iddiasının Bakanlık tarafından incelenip incelenmediğini sordu. Ayrıca, restorasyonun her iki etabında da aynı aileye ait kişi veya şirketlerin yer almasının rekabet kurallarına aykırılık teşkil edip etmediğine dair bir değerlendirme yapılıp yapılmadığını da gündeme getirdi.

Milletvekili, projede davet usulü ihale yapılmasının gerekçesini, davet edilen firma sayısını, ihalelere katılan şirketlerin listesini ve denetim sürecinin kimler tarafından yürütüldüğünü de sordu.

“Bağımsız denetim yapılmalı” çağrısı

Tanrıkulu, Diyarbakır Cezaevi restorasyonunun hem sembolik değeri hem de tarihî niteliği nedeniyle yüksek düzeyde şeffaflık ve kamu denetimi gerektirdiğini vurguladı. “Bu proje sadece bir yapı restorasyonu değil, toplumsal hafızanın korunması sürecidir” diyen Tanrıkulu, bağımsız denetim mekanizmalarının devreye alınması gerektiğini belirtti.

Ayrıca, restorasyon projesinin toplam bütçesi, etaplar için harcanan tutarların ayrı ayrı açıklanması ve müzenin açılış tarihinin netleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Diyarbakır Cezaevi, Türkiye’nin yakın tarihinde insan hakları ihlalleriyle anılan bir mekân olarak hafızalarda yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen restorasyon projesi, bu geçmişi toplumsal hafızaya taşıyacak bir müze dönüşümünü hedefliyor. Ancak ihalelerdeki şeffaflık tartışmaları, projenin kamuoyundaki algısını doğrudan etkiliyor.

Kaynak: TBMM

Yayınlama: 16.01.2026 12:30
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.