Alman Seyahat Birliği (DRV), seyahat acentelerinin ticari acente statüsüne ilişkin tartışmada mevcut hukuki çizginin değişmediğini açıkladı. Birlik, ticari acente ilişkisi varsa seyahat acentesinin paketi tur operatörünün belirlediği fiyattan sunmakla yükümlü olduğunu, bu nedenle seyahat bedelinin satış öncesinde indirimli gösterilemeyeceğini bildirdi.

Bu açıklama, Almanya’daki paket tur dağıtımında acente, tur operatörü ve büyük aracı platformlar arasındaki fiyat ilişkisini doğrudan ilgilendiriyor. DRV’nin metni yeni bir mevzuat değişikliği duyurmuyor; daha çok ticari acente statüsünün ve fiyat bağlılığının halen yürürlükteki hukuki zemin içinde nasıl okunduğunu hatırlatıyor.

Fiyat bağlılığı çizgisi

DRV’ye göre ne ticari acente statüsü ne de fiyat bağlılığı bugün tartışma konusu. Birlik, ticari acente statüsünün ve buna bağlı fiyat düzeninin kaldırılacağına ilişkin herhangi bir işaret görmediğini belirterek pozisyonunun açık biçimde ticari acente statüsünden yana olduğunu kaydetti.

Bu statü, tur operatörleri açısından dağıtımın gücünden yararlanırken ürün fiyatı üzerindeki kontrolü koruma imkânı sağlıyor. Seyahat acenteleri açısından ise ilişkiyi daha öngörülebilir hale getiriyor; çünkü ticari acente statüsünü düzenleyen kuralların açık ve şeffaf olduğu, aracılara yüksek düzeyde hukuki güvenlik sunduğu ifade ediliyor.

Metnin kritik ayrımı, satış fiyatı ile geri ödeme/indirim uygulamaları arasında kuruluyor. Ticari acente ilişkisinde seyahat acentesi paketi tur operatörünün belirlediği fiyat üzerinden satmak zorunda olsa da, DRV’nin aktardığı hukuki çerçeve genel bir geri ödeme yasağının kolay uygulanabilir olmadığını gösteriyor.

Kartel Dairesi notu

DRV, indirim ve geri ödeme tartışmasına ilişkin hukuki incelemeleri daha önce başlattığını, bu kapsamda Almanya Federal Kartel Dairesi’ne de başvurduğunu hatırlattı. Birliğin aktardığına göre Federal Kartel Dairesi, 2011 yılında DRV’nin sorusuna verdiği yanıtta geri ödemelere yönelik genel bir yasağın kabul edilemez olduğunu bildirdi.

Bu nedenle DRV, seyahat sektörü dışındaki büyük sağlayıcılar veya seyahat acenteleri tarafından sunulan geri ödeme ve indirim uygulamalarına karşı hukuken mücadele etmenin zor olduğunu kabul ediyor. Metin, acente statüsünü savunurken indirim meselesinde rekabet hukuku sınırlarının dar olduğunu da açık biçimde ortaya koyuyor.

Buna karşılık Federal Kartel Dairesi’nin ikinci tespiti, tur operatörleri için ayrı bir alan bırakıyor. DRV’nin aktardığı görüşe göre pazar gücü yüksek bir şirket bile, iş amacı diğer sözleşme ortaklarının çıkarlarıyla çatışan bir şirketle çalışmaya zorlanamayabilir. Bu da bir tur operatörünün belirli bir aracı kuruluşla iş birliği yapmaya mecbur bırakılamayacağı anlamına geliyor.

DRV’nin pozisyonu, Almanya’daki paket tur pazarında fiyatın kim tarafından belirlendiği, acentenin hangi sınırlar içinde hareket ettiği ve indirim rekabetinin nerede başladığı sorularını yeniden gündeme taşıyor. Birlik, ticari acente statüsünü koruyan çizgiyi savunurken, geri ödeme uygulamalarına karşı genel yasak fikrinin rekabet hukuku nedeniyle sınırlı kaldığını kabul ediyor.