İstanbul Devlet Tiyatrosu ‘Çarpışma’ CSO’da sahnede

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun ödüllü oyunu Çarpışma, 4–6 Eylül’de saat 20.00’de CSO Tarihi Salonda Ankaralı izleyiciyle buluşuyor. Oyun, orkestranın görünmeyen dünyasını sahneye taşıyor.

İstanbul Devlet Tiyatrosu
İstanbul Devlet Tiyatrosu


İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunu Çarpışma, 4–6 Eylül’de CSO Tarihi Salonda sahnede. Orkestranın görünmeyen dünyasına odaklanan yapım, Ankaralı sanatseverlerle buluşuyor.

İstanbul Devlet Tiyatrosu, büyük ilgi gören ve birçok ödüle değer görülen “Çarpışma” adlı oyunu ile Ankaralı sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Müge Oskay’ın kaleme aldığı, Kubilay Karslıoğlu’nun yönettiği ve Can Atak’ın tek kişilik performansıyla hayat bulan yapım, 4, 5 ve 6 Eylül tarihlerinde saat 20.00’de CSO Tarihi Salonda sahnelenecek. Orkestranın suskun notalarına hayat veren metin, sabrın, görünmeyen emeğin ve bekleyişin sahnedeki yankısını izleyiciyle buluşturuyor. İlk paragrafta yer alan İstanbul Devlet Tiyatrosu vurgusu, oyunun kurumsal çatısını ve sahnelenme bağlamını öne çıkarıyor.

Oyun, bir senfoni orkestrasında belki de tüm konser boyunca “tek bir vuruşu” bekleyen bir perküsyoncunun iç dünyasına kulak veriyor. Görünmeyen emeğin sürekliliğini, sahnedeki sessizliğin ardındaki yoğun hazırlığı ve tek anlık kararın ağırlığını odağına alan metin, izleyiciyi orkestranın arka sıralarına davet ediyor. Metnin temel soruları, beklemenin anlamı, emeğin görünürlüğü ve sahne ışıkları altında var olmanın sınırları etrafında şekilleniyor.

Yazarın yaklaşımı ve sürecin ipuçları

Müge Oskay, oyunun yazarlık sürecinde performans sanatlarının dinamiklerine yakından bakan bir çerçeve kuruyor. Metin, tek kişilik yapısıyla oyuncunun sahne üzerindeki varlığını merkeze alırken, orkestranın ritmik dünyasını da dramatik anlatının taşıyıcısı haline getiriyor. Oskay’ın röportajında değindiği gibi, metin çok sayıda taslak arasından süzülerek ortaya çıkmış bir yapı. Bu tercih, oyunun sahneye taşındığında minimal koşullarda dahi güçlü bir anlatım imkânı sunmasına katkı veriyor.

Metin, tiyatro ile müzik arasındaki geçirgenliği görünür kılıyor. Sahnede tek oyuncunun taşıdığı ağırlık, orkestradaki sessiz bekleyişin dramatik karşılığına dönüşürken, performans sanatlarının ortak dillerini de yan yana getiriyor. Böylece izleyici, ses ile sessizlik, eylem ile bekleyiş, görünürlük ile arka planda kalma arasındaki gerilimi tek bir karakterin deneyimi üzerinden takip ediyor.

Yönetmenlik ve oyunculuk ekseninde “tek kişilik” deneyim

Kubilay Karslıoğlu’nun rejisi, tek kişilik yapının olanaklarını kullanarak anlatının ritmini öne çıkarıyor. Can Atak’ın performansı ise metnin iç sesini sahnede canlı bir akışa dönüştürüyor. Oyun boyunca izleyici, karakterin iç dünyasındaki titreşimlerle orkestra düzeninin dış dünyadaki disiplinini aynı anda hissediyor. Tek kişilik yapı, her akşam yeniden kurulan bir yoğunlaşma gerektiriyor; bu da sahnede süreklilik, dikkat ve konsantrasyonun önemini artırıyor.

Seyirci, bir müzisyenin sahne üzerindeki “an”a hazırlanışını, prova edilmiş sessizlikleri ve beklenmedik duygusal dalgalanmaları yakından izleme olanağı buluyor. Metnin ve performansın birleştiği noktada, orkestranın görünmeyen dünyası ile tiyatronun doğrudanlık etkisi kesişiyor.

Ankara buluşması: CSO Tarihi Salonda üç akşam

Çarpışma, Ankara seyircisiyle 4, 5 ve 6 Eylül’de saat 20.00’de CSO Tarihi Salonda buluşacak. Program, izleyicilere ardışık üç akşam boyunca tek kişilik yoğun bir tiyatro deneyimi sunuyor. Tarih ve saatlerin netliği, seyircilerin planlama yapabilmesine imkân tanıyor.

Gösterimler, orkestranın dünyasını sahneye taşıyan metnin, müzisyenlik pratiğinin sahnedeki yansımalarını merak eden izleyiciler için farklı bir perspektif sunmasını hedefliyor. Oyun; bekleyişin anlamı, tek anın sorumluluğu ve görünmeyen emeğin değeri üzerine düşündürürken, sahne sanatlarının ortak duygusunu görünür kılıyor.

Sahnede sorular, sahnede yankılar

“Çarpışma”, sanatın derin sorularını sahne ışıkları altında arayan bir yapım olarak, izleyiciyi içsel bir yolculuğa davet ediyor. Oyunun merkezinde yer alan karakter, müziğin tam ortasında duyulan sessizliği ve o sessizliği bozan tek vuruşun ağırlığını taşıyor. Böylece sahne, bir müzisyenin kendiyle ve içinde bulunduğu düzenle kurduğu ilişkiye dair çok katmanlı bir anlatı alanına dönüşüyor.

Son kertede metin; sabır, disiplin ve görünmeyen emek temalarını, orkestra ile tiyatro arasındaki bağ üzerinden gündeme getiriyor. İzleyici, performansın sonunda yalnızca bir karakterin öyküsüne değil, aynı zamanda sesin, sessizliğin ve zamanın sahnedeki karşılığına da tanıklık ediyor.

Kaynak: İstanbul Devlet Tiyatrosu

Yayınlama: 01.09.2025 01:30
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.