Kar Avrupa uçuşlarını durma noktasına getirdi

Kuzey Avrupa’da etkili olan kış fırtınası, 7 Ocak 2026 itibarıyla hava ulaşımında ciddi aksamalara yol açtı. Avrupa’nın en yoğun iki havacılık merkezi olan Paris ve Amsterdam’da, kar yağışı ve buzlanma nedeniyle geniş çaplı ve önleyici uçuş iptalleri uygulamaya alındı. Yetkililer, kararların pist güvenliğini korumak ve zincirleme aksaklıkları önlemek amacıyla önceden alındığını vurguladı.
Bu iptaller, pistte yaşanan ani krizlere verilen tepkilerden ziyade, sistemin tamamen kilitlenmesini engellemeye yönelik planlı adımlar olarak öne çıktı. Alınan kararlar yalnızca yerel yolcuları değil, Avrupa dışından başlayan uzun mesafeli seyahatleri de doğrudan etkiledi.
Paris’te kapasite bilinçli olarak düşürüldü
Fransa’da sivil havacılık otoritesi DGAC’nin talimatıyla Paris’teki ana havalimanlarında uçuş sayıları önemli ölçüde azaltıldı. Charles de Gaulle Havalimanı’nda yerel saatle 09.00–14.00 arasında planlanan seferlerin yaklaşık yüzde 40’ı iptal edildi. Orly Havalimanı’nda ise sabah erken saatlerden öğleye kadar uçuşların yüzde 25’i programdan çıkarıldı.
Amaç, pistlerde kesintisiz kar temizliği yapılabilmesi ve uçakların buzdan arındırma işlemlerinin güvenli şekilde sürdürülebilmesiydi. Fransa Ulaştırma Bakanı Philippe Tabarot, bu yaklaşımı gecikmelerin ve güvenlik risklerinin büyümesini önleyen zorunlu bir müdahale olarak tanımladı. Hafta başında yüzde 15’lik ilk kapasite düşüşünün ardından, hava koşullarının ağırlaşmasıyla önlemler sıkılaştırıldı.
Paris bölgesindeki diğer havalimanlarında ise tablo farklılaştı. Daha çok düşük maliyetli taşıyıcılara hizmet veren Beauvais-Tillé’de zorunlu iptal kararı alınmadı. Ancak bu durum, buz çözme sıralarının uzamasına ve operasyonların yavaşlamasına neden oldu. Daha az iptal, bu kez daha öngörülemez gecikmeler anlamına geldi.
Amsterdam’da darboğaz pistte değil tedarikte oluştu
Amsterdam Schiphol Havalimanı’nda yaşanan kriz, kar fırtınasının hava taşımacılığında nasıl bir tedarik zinciri sorununa dönüşebileceğini gösterdi. 2 Ocak’tan bu yana binlerce sefer iptal edilirken, yalnızca 7 Ocak günü yaklaşık 600–700 uçuşun iptali zorunlu hale geldi. Bu sayı, havalimanının günlük kapasitesinin yarısından fazlasına karşılık geldi.
Yetkililer, pistlerin işletilmesi için yeterli buz çözücü sıvının mevcut olduğunu açıkladı. Ancak asıl sorun, uçakların buzdan arındırılması sürecinde yaşandı. Bu operasyonun büyük bölümünü yürüten KLM, tedarik gecikmeleri nedeniyle kritik seviyelere inen stoklarla karşı karşıya kaldı.
KLM’nin 25 buz çözme aracı günde yaklaşık 85 bin litre ısıtılmış su-glikol karışımı tüketti. Almanya’daki tedarikçiden yapılan sevkiyatlar, aynı hava sistemi nedeniyle aksadı. Havayolu, stokların düşmesi üzerine Almanya’ya ekip göndererek ek malzeme temin etmeye çalıştı. Sürecin ne zaman normale döneceğine dair net bir takvim ise paylaşılmadı.
Yerel aksaklıklar kıta geneline yayıldı
Havalimanlarındaki sorunlar, kent içi ulaşımı da etkiledi. Paris’te okul servisleri askıya alındı, bölgesel toplu taşıma yavaşladı. Amsterdam’da tren ve otobüs hatlarındaki kesintiler, yolcuların havalimanına erişimini zorlaştırdı. Gecikmelerin günlerce sürmesi nedeniyle binden fazla yolcu, havalimanlarında kurulan geçici yataklarda gecelemek zorunda kaldı.
Fırtına, Avrupa genelinde demiryollarında aksamaya, yolların kapanmasına ve elektrik kesintilerine yol açtı. En az altı kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Havacılık açısından bakıldığında ise tek bir merkezde yaşanan aksamanın, sınırları aşarak tüm ağı etkilediği bir tablo ortaya çıktı.
Avrupa’daki sorunlar kıtalararası uçuşları da etkiledi
Paris ve Amsterdam, Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki ana geçiş noktaları arasında yer alıyor. Bu merkezlerde operasyonlar yavaşladığında, uçak konumlandırmaları, mürettebat planlamaları ve aktarmalı seferler hızla çözülüyor. Bazı yolcular, uçağa binmeden önce bile seferlerinin iptal edildiğini öğrendi.
Amsterdam merkezli aktarmalarda, farklı kıtalara uzanan seyahat planlarında günler süren gecikmeler yaşandı. Paris’te ise uzun menzilli uçuşlara öncelik verilmesine rağmen, Atlantik hattındaki bazı seferler gecikme ve seçici iptallerden etkilendi. Uçuş takip verileri, ABD–Paris hattında onlarca gecikme ve iptal yaşandığını ortaya koydu. Amsterdam çıkışlı ABD seferlerinde ise tablo daha ağır seyretti.
Diğer Avrupa merkezlerinde, Frankfurt, Münih ve Londra Heathrow gibi havalimanlarında hava koşullarına bağlı gecikmeler daha sınırlı kaldı. Ancak sıkı planlanan kıtalararası programlarda, küçük gecikmeler bile zincirleme etkilere yol açtı.
Güvenlik öncelik oldu, iletişim zayıf kaldı
Sektör analistleri, uçuşların önceden iptal edilmesini genel olarak güvenlik açısından doğru bir yaklaşım olarak değerlendirdi. Birkaç santimetrelik kar birikiminin bile pist tutunmasını ciddi biçimde düşürdüğü, uzun buz çözme kuyruklarının ise ek riskler yarattığına dikkat çekildi.
Eleştiriler ise daha çok yolcu bilgilendirmesi üzerinde yoğunlaştı. Geç yapılan bildirimler, kapalı hizmet masaları ve karmaşık seyahat planları için yetersiz destek, yolcuların en çok dile getirdiği sorunlar arasında yer aldı. Hava koşulları hukuken olağanüstü durum sayılmasına rağmen, günlerce süren belirsizlik yolcular için ikna edici olmadı.
Bu fırtına, modern havacılığın kırılgan yönlerini bir kez daha ortaya koydu. Önleyici iptaller güvenliği sağlamanın en etkili yolu olarak öne çıkarken, havayollarının yönettiği tedarik unsurlarının tek başına sistemi aksatabildiği görüldü. Hava koşullarındaki oynaklık arttıkça, verimlilik odaklı tasarlanan büyük merkezlerin dayanıklılığı daha fazla sorgulanıyor.
Kaynak: Dış Haberler