Kentsel arkeolojik sit alanlarında yeni koruma kararı
Kentsel arkeolojik sit alanlarının korunması ve kullanımı hakkında Kültür ve Turizm Bakanlığı yeni bir ilke kararı yayımladı. Karar, turizm projelerini de yakından ilgilendiriyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, kentsel arkeolojik sit alanlarında kültürel miras ve turizm dengesini gözeten yeni bir koruma kararı aldı. Detaylar haberimizde.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, 27 Haziran 2025 tarihli toplantısında aldığı kararla kentsel arkeolojik sit alanlarının korunması ve kullanılmasıyla ilgili esasları yeniden düzenledi. Bu yeni düzenleme, hem kültürel mirasın korunması hem de turizm yatırımlarının yönlendirilmesi açısından dikkat çekici hükümler içeriyor.
Arkeolojik miras ve turizm dengesi
Yeni ilke kararına göre, 2863 sayılı yasa kapsamında arkeolojik sitlerde yapılacak her türlü uygulama ve proje artık bilimsel yöntemlere ve ilgili koruma kurullarının değerlendirmelerine tabi olacak. Bu da, sit alanlarında yapılacak turizm amaçlı restorasyon, tanıtım, sergileme gibi faaliyetlerde daha sıkı bir denetim ve uyum süreci anlamına geliyor.
Belge ve proje zorunluluğu
Yeni kararla birlikte, sit alanlarındaki yapıların restorasyonuna ilişkin rölöve, restitüsyon ve mimari projelerin, koruma kurulu onayı olmadan yürütülmesi mümkün olmayacak. Ayrıca, kültürel değeri tescilli olmayan ancak bütünlük sağlayan yapılar için de özel ölçekte belgeler ve fotoğraflarla desteklenen onarım izinleri gerekecek.
Kamusal yatırım ve sergileme amacıyla kullanım mümkün
Karar kapsamında, arkeolojik değer taşıyan ancak zorunlu altyapı nedeniyle müdahale edilmesi gereken alanlarda yapılacak uygulamalar, müze müdürlüklerinin ve ilgili kazı başkanlıklarının gözetiminde yapılacak. Bu kapsamda, kamuya açık sergilemeler veya turistik tanıtım faaliyetlerine yönelik sınırlı müdahalelere izin verilebilecek.
Eski karar iptal edildi
Bu yeni düzenleme ile birlikte, 15 Nisan 2005 tarihli ve 702 sayılı daha önceki ilke kararı yürürlükten kaldırıldı. Böylece geçmişte farklı yorumlara yol açan hükümler yerine, daha net ve uygulama odaklı bir yaklaşım benimsenmiş oldu.
Turizm yatırımları için yol haritası
Yeni karar, özellikle tarihi dokunun öne çıktığı şehir merkezlerinde planlanan turizm yatırımlarının nasıl şekillenmesi gerektiğine dair bir rehber niteliği taşıyor. Özellikle kültürel rotaların oluşturulması, açık hava müzeleri, tematik yürüyüş yolları ve koruma esaslı turizm tesisleri projelerinde bu karar esas alınacak.
Karara yönelik endişeler de var.
Her ne kadar karar, arkeolojik alanların korunması ve turizme açılması arasında bir denge kurmayı hedeflese de; kültür mirasına duyarlı çevreler, uygulamada oluşabilecek boşlukların tarihi dokular için geri dönülmez riskler taşıyabileceği görüşünde. Özellikle koruma kurullarının karar süreçlerinin şeffaflığı, teknik projelerin denetimi ve tescilsiz yapıların onarıma açılması gibi maddeler; etik, hukuki ve bilimsel açıdan tartışma yaratıyor. Denetim mekanizmalarının zayıf olduğu veya siyasi-ticari baskıların etkili olduğu bir ortamda, bu tür kararların kültürel mirasın bütünlüğünü tehdit edebileceği dile getiriliyor.
Bu bağlamda, kararla ilgili kamuoyunun sorması gereken bazı önemli sorular dikkat çekiyor:
“Tescilsiz ama ‘bütünlüğü koruyan’ yapılar” hangi kıstasa göre tanımlanacak?
Soru: Kültürel miras değeri bilimsel yollarla tescillenmemiş bir yapının, “doku bütünlüğüne katkı sağladığı” gerekçesiyle onarılmasına nasıl ve kim karar verecek? Bu, kişisel çıkarlar için manipülasyona açık bir alan yaratmaz mı?
Koruma kurullarının karar süreçleri ne kadar şeffaf ve kamu denetimine açık?
Soru: Kurul kararları, yerel halk, akademisyenler ve meslek odaları tarafından izlenebiliyor mu? Yoksa bu kararlar sadece merkezi ve kapalı bir yapı içinde mi şekilleniyor?
Arkeolojik sit alanlarında yapılacak altyapı çalışmaları turizm yatırımları bahanesiyle tahribata yol açar mı?
Soru: “Zorunlu altyapı” tanımı ile yol, kanalizasyon, enerji projeleri gibi müdahaleler kültürel ve doğal dokuyu geri dönülmez şekilde yok ederse bunun hesabı kimden sorulacak?
Rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri hangi uzmanlıkla hazırlanacak ve kim denetleyecek?
Soru: Kültür varlıkları için hazırlanacak teknik projeler, alanında yetkin olmayan kişi ya da kurumlara verilirse tarihi dokunun bozulma riski doğmaz mı? Bu projelere karşı bir akademik denetim mekanizması var mı?
Bu yeni karar, uluslararası sorumluluklarımızı ihlal eder mi?
Soru: Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan kültürel varlıkları ve diğer uluslararası koruma anlaşmaları kapsamında, bu karar ile çelişen uygulamalar gerçekleşirse ülkemizin itibarı ve sorumluluğu nasıl etkilenecek?
Kaynak: Resmi Gazete