Medikal turizmde mikobakteri riski artıyor
Son araştırmalar, medikal turizm kapsamında yapılan estetik cerrahi operasyonlarından sonra mikobakteri kaynaklı enfeksiyon vakalarının arttığını ortaya koydu.

Medikal turizm kapsamında gerçekleştirilen estetik operasyonlar sonrası mikobakteri enfeksiyonlarının artması, turizm sağlık güvenliği için yeni bir uyarı oluşturuyor.
Medikal turizmin dünya genelinde hızla büyümesiyle birlikte, yeni sağlık riskleri de gündeme gelmeye başladı. Turizm ve Araştırma Dergisi’de yayımlanan araştırma, medikal turizm kapsamında yapılan estetik cerrahi operasyonlarından sonra mikobakteri enfeksiyonlarının arttığını ve bunun küresel ölçekte bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini ortaya koydu.
Çalışma, Bitlis Eren Üniversitesi’nden Dr. Gamze Alp tarafından yürütüldü ve Dominik Cumhuriyeti, Meksika, Hindistan gibi medikal turizm destinasyonlarında yapılan estetik cerrahi işlemleri sonrasında gelişen 54 mikobakteri vakasını inceledi. Bulgular, özellikle karın germe, göğüs büyütme, küçültme ve yağ aldırma operasyonlarından sonra enfeksiyon oranlarının arttığını gösteriyor.
Medikal turizmin hızlı yükselişi
Rapor, son on yılda gelişmekte olan ülkelerde sağlık hizmeti maliyetlerinin düşüklüğü nedeniyle medikal turizmin büyük bir ivme kazandığını vurguluyor. 2022’de sadece Türkiye’nin 1,2 milyondan fazla medikal turiste hizmet verdiği, Tayland ve Malezya gibi destinasyonların da milyonlarca ziyaretçi çektiği belirtiliyor.
Ancak aynı dönemde, düşük maliyetli operasyonların sterilizasyon standartlarındaki yetersizlikler nedeniyle enfeksiyon riskini artırdığı görülüyor. Mikobakteri enfeksiyonları, çoğunlukla yetersiz dezenfekte edilmiş cerrahi ekipmanlar, kontamine sular veya ameliyat sonrası bakım eksikliklerinden kaynaklanıyor.
Mikobakteri enfeksiyonları: Görünmeyen tehlike
Araştırmada, özellikle Mycobacterium abscessus, M. fortuitum ve M. chelonae türlerinin medikal turizm kaynaklı enfeksiyonlarda sıkça rastlandığı tespit edildi. Bu bakterilerin, klasik antibiyotik tedavilerine dirençli oldukları ve enfekte hastalarda 2 hafta ile 16 ay arasında süren tedavi süreçlerine yol açtıkları bildirildi.
Vakalarda en fazla enfeksiyonun Dominik Cumhuriyeti’nde yapılan estetik operasyonlar sonrasında görüldüğü, vakaların büyük bölümünü 19–58 yaş aralığındaki kadın medikal turistlerin oluşturduğu ifade edildi.
Küresel sağlık güvenliği riski
Araştırma, medikal turistlerin enfeksiyonu kendi ülkelerine taşıyarak küresel bir sağlık riskine neden olabileceğini de vurguluyor. Özellikle ABD ve Avrupa’dan gelişmekte olan ülkelere tedavi için giden turistler, döndüklerinde çoklu ilaca dirençli mikobakteri vakalarını kendi sağlık sistemlerine taşıyabiliyor.
Uzmanlar, bu durumun hem bireysel sağlık hem de kamu sağlığı açısından ciddi ekonomik ve tıbbi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
Uzmanlardan öneriler
Araştırmanın sonuç bölümünde, medikal turizmde enfeksiyon riskini azaltmak için şu öneriler sıralanıyor:
- Medikal tesislerin cerrahi ekipmanlarını mikobakteriye karşı etkili dezenfektanlarla sterilize etmesi,
- Operasyon sonrası takip ve yara bakımı süreçlerinin standartlaştırılması,
- Medikal turistlerin enfeksiyon riskleri ve belirtileri konusunda bilinçlendirilmesi,
- Uluslararası düzeyde ortak bir hasta kayıt ve takip sistemi oluşturulması.
Dr. Alp’in çalışması, bu önlemlerin uygulanmaması halinde medikal turizmin ekonomik avantajlarının uzun vadede sağlık riskleriyle gölgelenebileceğini ortaya koyuyor.
Araştırma ayrıca, hızlı teşhis ve etkili tedavilerin, mikobakteri enfeksiyonlarının yayılımını sınırlamada en önemli faktör olduğunu belirtiyor.
Türkiye için uyarı niteliğinde
Türkiye’nin son yıllarda dünya medikal turizminde önemli bir paya sahip olduğuna dikkat çeken araştırma, bu alandaki büyümenin sterilizasyon ve hasta güvenliği standartlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlar, Türkiye’nin yükselen sağlık turizmi potansiyelini koruyabilmesi için uluslararası akreditasyon standartlarını sürdürmesi ve enfeksiyon kontrolü konusunda sürekli izleme mekanizmaları kurması gerektiğini ifade ediyor.
Kaynak: Turizm ve Araştırma Dergisi