Meslek örgütlerinin üyeye fayda üretememesinin nedenleri
Yeni kurumsal iktisat yaklaşımını temel alan uluslararası araştırma, birçok dernek ve meslek örgütünün üyelerine katkı sağlamadığını; buna karşın aidatlar, bürokrasi ve kurum içi yatırımlarla yük oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Gelişmekte olan ülkelerde meslek örgütlerinin neden etkisiz kaldığını inceleyen uluslararası araştırma, bu kurumların üyeye fayda üretmek yerine aidat odaklı yapılara dönüştüğünü gösteriyor. İşte raporun çarpıcı bulguları.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) yayımladığı “The New Institutional Economics, Business Associations and Development” başlıklı kapsamlı araştırma, gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren dernek, birlik ve meslek örgütlerinin önemli bir bölümünün üyelerine anlamlı bir katkı sunmadığını ortaya koyuyor. Rapora göre pek çok kurum, bağlayıcı rol üstlenmesi gereken temel alanlarda zayıf kalıyor; buna karşın üyelerden toplanan aidatlar ve kurumsal kaynaklar, bürokratik yapının sürdürülmesi için kullanılıyor.
Araştırmada : Gelişmekte olan ülkelerde yaygın biçimde görülen birçok iş dünyası örgütü, “bir başkan, bir sekreter, bir telefon ve yılda bir yapılan toplantı”dan ibaret. Bu yapılar, kalkınmanın gerektirdiği seviyede kurumsal kapasiteye sahip olmadığı için üyelerine destek üretemiyor; sektör sorunlarına çözüm getiremiyor.
Kurumsal kapasite eksikliği temel sorun olarak öne çıkıyor
Araştırma, örgütlerin neden etkisiz kaldığını dört temel başlık altında açıklıyor. Bunların ilki, derneklerin üyelerine seçici fayda sağlayamaması. Eğitim, veri paylaşımı, teknik destek veya ulusal-uluslararası pazarlama gibi hizmetlerin üretilemediği yapılarda, üyeler örgütte kalmak için güçlü bir motivasyon bulamıyor.
İkinci sorun düşük temsil yoğunluğu. Araştırmaya göre bir meslek örgütü, sektörün en az yüzde 80’ini temsil etmediği sürece ortak karar alamıyor, alınan kararları üyelere uygulatamıyor. Temsil oranı düşük olduğunda dernekler “sembolik organizasyonlara” dönüşüyor.
Üçüncü başlık, üyeler arasında etkin arabuluculuk ve iletişim eksikliği. Birçok örgütte veri toplama, üyeler arası koordinasyon ve ortak projeler geliştirme gibi mekanizmalar bulunmuyor. Raporda, bu zayıflıkların örgütleri “toplantı yapıp dağılan” yapılara dönüştürdüğü vurgulanıyor.
Dördüncü unsur ise yönetici–üye kopukluğu. Araştırma, profesyonel yöneticilerin üyelerden bağımsız hareket etmeye başladığı kurumlarda aidat odaklı bürokratik yapıların ortaya çıktığını belirtiyor. Bu yapı zamanla kurumun kendi iç kapasitesini büyütürken üyeye sağlanan katkının azalmasına yol açıyor.
Aidatlar artıyor, fayda ise sınırlı kalıyor
Araştırmada, birçok meslek örgütünün gelirlerinin büyük bölümünü aidatlar ve zorunlu kesintilerden elde ettiği, ancak bu kaynakların üyeye hizmet yerine kurumun operasyonel masraflarına ve kurumsal varlıklarının genişletilmesine yöneldiği aktarılıyor. Bu durum, örgütlerin asli görevleri olan sektörel bilgi üretimi, teknik destek ve temsil gücünü zayıflatıyor.
Araştırma ayrıca, bazı örgütlerin zamanla gayrimenkul, bina ve varlık biriktiren yapılara dönüştüğünü; buna karşın üyelerin güncel sorunlarına çözüm getiremediğini belirtiyor. Bu tür örgütlerin, hem üyelere hem de ülkenin ekonomik gelişimine katkı sunamadığı; aksine sistem içinde “maliyet üreten kurumlar” haline geldiği ifade ediliyor.
Başarılı örnekler de mevcut: Yüksek temsil ve şeffaf yapı fark yaratıyor
Rapora göre her meslek örgütü zayıf değil. Singapur, Brezilya Sinos Vadisi ve Tayvan ayakkabı sektörü örneklerinde olduğu gibi, bazı birlikler yüksek temsil oranı ve teknik kapasite sayesinde sektörel değişime öncülük edebiliyor. Bu kurumların ortak özelliği; üyeye somut fayda sunmaları, şeffaf yönetim modeli ve veri üreten yapılarıyla sektörel koordinasyon sağlayabilmeleri.
Sonuç: Üyeye fayda üretmeyen kurumlar ekonomi için yük oluşturuyor
Araştırmanın genel değerlendirmesi, gelişmekte olan ülkelerdeki birçok dernek ve birlik yapısının kurumsal kapasite eksikliği nedeniyle işlevsiz kaldığını ortaya koyuyor. Üyeden alınan aidatların etkili hizmete dönüşmemesi, bu kurumları ekonomik açıdan kaynak tüketen bir yapıya dönüştürüyor.
Kaynak: Uluslararası Çalışma Örgütü