Milli parklar milletindir! Dokunma!

Milli parklar milletindir vurgusu yeniden gündemde. Turizm sektörünün temsilcileri sessiz kalırken, doğal mirasın turizmdeki yeri ve koruma sorumluluğu tartışılıyor

Milli parklar doğal mirasın temel unsurları arasında yer alıyor
Milli Parklara dokunmasınlar


Turizm sektörünün temsilcileri sessiz kalırken, doğal mirasın turizmdeki yeri ve koruma sorumluluğu tartışılıyor.

Turizm sektörü yıllardır aynı cümleyi kuruyor: “Biz bu ülkenin lokomotifiyiz.”
Ziyaretçi rekorları, gelir hedefleri, yeni pazar açılımları… Hepsi gurur verici olabilir. Ancak mesele millî parklar, korunan alanlar ve doğal miras olduğunda aynı ses tonunu duymuyoruz.

Oysa tartışmanın özeti basit:
Milli parklar milletindir.

Ne bir siyasi partinin, ne bir yatırım modelinin, ne de dönemsel bir kalkınma anlayışının mülkiyetinde değildir. Bu alanlar, hem anayasal koruma altındaki doğal varlıklarımız hem de turizmin temel hammaddesidir. Emanettir !

Ve tam da bu yüzden, sessizlik dikkat çekicidir.

Siyaset konuşuyor, sektör susuyor

Meclis’te millî parklarla ilgili düzenlemeler tartışılırken siyasi partiler pozisyon alıyor. İktidar kalkınma ve altyapı perspektifinden konuşuyor, muhalefet koruma ve kamu yararı vurgusu yapıyor. Bu siyasetin doğasıdır.

Ancak turizmin kurumsal temsilcileri nerede?

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı

Turizmin en güçlü iki yapısı. Biri binlerce seyahat acentesini temsil ediyor, diğeri ülkenin küresel tanıtım stratejisini yürütüyor.

Millî parklar ve korunan alanlar turizm ürününün merkezindeyken, bu kurumların kamuoyuna dönük güçlü ve bilim temelli bir değerlendirme yapmaması yalnızca bir tercih değil; aynı zamanda bir pozisyondur.

Çünkü doğal miras söz konusu olduğunda konuşmamak da bir tavırdır. Sessizliğin maliyetinin sorumlusudur her susan..

Incoming gerçeği ve liyakat

Turizmin kalbi tanıtım değil, incoming’tir.
Türkiye’ye turist getiren, destinasyonu paketleyen, doğa yürüyüşünü, kültür rotasını, millî park deneyimini satan profesyoneller incoming operatörleridir.

Onlar için millî park bir “alan” değil, satılan ürünün kendisidir. Bir yürüyüş parkurunun tahribi, bir ekosistemin zayıflaması, bir doğal peyzajın bozulması doğrudan destinasyon değerini düşürür.

Peki bu incoming profesyonelleri, turizm meslek örgütlerinin karar mekanizmalarında ne kadar etkilidir?

Eğer turizmi fiilen sahada yönetenler yerine, turizmi daha çok yatırım ve teşvik perspektifinden okuyan kadrolar yada sessiz ve ilgisizce bulundukları koltukları etiket ve rant aracı için kullananlar ile  belirleyiciyse koruma refleksinin zayıflaması şaşırtıcı değildir.

Bu noktada mesele yalnızca temsil değil; liyakattir.

Hayatının merkezine turist getirmeyi koymamış, kriz dönemlerinde pazar kaybının ne demek olduğunu yaşamamış, uluslararası operatörle masaya oturmamış bir kadro; doğal ve kültürel mirasın stratejik değerini ne kadar derinden kavrayabilir?

Bilim ne söylüyor

Bu tartışma duygusal değil; akademik olarak da temellidir.

Richard Butler’ın 1980’de ortaya koyduğu Turizm Alanı Yaşam Döngüsü Modeli, kontrolsüz gelişim ve çevresel bozulmanın destinasyonları uzun vadede gerileme aşamasına sürüklediğini gösterir. Kısacası, koruma zayıfladığında talep de zamanla zayıflar.

Ritchie ve Crouch’un (2003) destinasyon rekabetçiliği modeli ise doğal ve kültürel çekicilik unsurlarının bir destinasyonun temel rekabet avantajı olduğunu vurgular. Bu unsurlar aşındığında pazarlama bütçeleri tek başına yeterli olmaz.

UNWTO’nun sürdürülebilir turizm çerçevesi (2018) de açık bir şekilde şunu söyler: Doğal sermayenin korunması yalnızca çevre politikası değil, ekonomik sürdürülebilirlik meselesidir.

Yani millî parkların korunması romantik bir hassasiyet değil; turizmin uzun vadeli ekonomik güvenliğidir.

Sessizlik ve siyaset

Turizm örgütleri “siyasete girmiyoruz” diyebilir. Ancak doğal mirasın geleceği söz konusu olduğunda teknik ve bilimsel görüş açıklamak siyaset yapmak değildir.

Tam tersine, siyaset üstü bir kamusal sorumluluktur.

Eğer sektörel yapılar bu alanlarda görüş belirtmekten imtina ediyorsa, bu durum iki ihtimali akla getirir:

  • Kamu otoritesiyle mesafeyi koruma yerine uyum tercih ediliyor ve bir şirin görünme çabası , “bende sizdenim” çabası olabilir.
  • Kısa vadeli yatırım ve teşvik beklentileri, uzun vadeli destinasyon değerinin önüne geçmiş olabilir.

Her iki ihtimal de turizmin kurumsal gücü açısından sorgulanmalıdır.

Çünkü siyaset geçicidir.
Doğal ve kültürel miras ise geri döndürülemezdir.

Gerçek lokomotif kim

Turizmin gerçek liderliği ziyaretçi sayısı açıklamak değildir.
Gerçek liderlik;

  • Doğal sermayeyi korumayı savunmaktır.
  • Incoming profesyonelliğini karar mekanizmasına taşımaktır.
  • Liyakati siyasi yakınlığın önüne koymaktır.
  • Bilimsel verilerle konuşmaktır.

Millî parklar bir yatırım kalemi değildir.
Bir bütçe satırı değildir.
Bir pazarlama sloganı değildir.

Onlar bu ülkenin ortak mirasıdır.

Ve bir kez daha söylemek gerekir:

Milli parklar milletindir.

Eğer turizmin temsilcileri bu cümleyi yüksek sesle ve bilimsel temelde savunamıyorsa, lokomotif olduklarını söyledikleri sektörün yönünü başkaları belirliyor demektir. Rayından çıkmış bir lokomotifin kendisine dahi faydası olmaz ve ona bağlı olan her şeyi felakete sürükler…

Kaynaklar
-Butler, R. W. (1980). Turizm alanı yaşam döngüsü kavramı. The Canadian Geographer, 24(1), 5–12.
-Ritchie, J. R. B., & Crouch, G. I. (2003). Rekabetçi destinasyon. CABI Yayınları.
-Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) (2018). Turizm ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları. Dünya Turizm Örgütü Yayını.

Ali Çavdar, Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi mezunudur. Turizm sektörünün farklı alanlarında çalıştıktan sonra, kamu kurumları için yurt içi ve yurt dışı seyahat–organizasyon hizmetleri yürüttü. 2009 yılında Ticari Turlar Turizm’i kurarak fuar turizmi, iş gezileri ve ticari heyet organizasyonlarında uzmanlaştı. Dış ticaret ve hukuk alanındaki eğitimlerini tamamlayan Çavdar, çeşitli meslek örgütleri ve projelerde danışmanlık yaptı. Turizm Politika’nın kurucusu ve sorumlu müdürüdür. Evli ve bir çocuk babasıdır.
Yayınlama: 18.02.2026 11:30
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.