Sagalassos Antik Kenti: Torosların gizli hazinesi
Torosların zirvesinde yükselen Sagalassos Antik Kenti, görkemli çeşmeleri, dev tiyatrosu ve eşsiz tarihiyle ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor.

Sagalassos Antik Kenti, Torosların eteklerinde büyüleyici kalıntıları, görkemli tiyatrosu ve Roma mirasıyla keşfedilmeyi bekleyen eşsiz bir tarihi destinasyon.
Sagalassos Antik Kenti, Toros Dağları’nın sarp yamaçlarında saklı bir tarih hazinesi olarak yükseliyor. Antalya’ya 110, Isparta’ya 41 kilometre uzaklıktaki bu antik şehir, Burdur’un Ağlasun ilçesinde ziyaretçilerini bekliyor. “Pisidya’nın başkenti” olarak bilinen Sagalassos, görkemli çeşmeleri, Roma döneminden kalma anıtsal yapıları ve dünyanın en yüksek rakımlı tiyatrosu ile nefes kesici bir deneyim sunuyor. Burada attığınız her adım, taşların arasında fısıldayan bir uygarlığın hikâyesini yeniden yazıyor.
Torosların kalbinde büyülü bir yolculuk
1450–1700 metre rakımda, dağların serinliğinde kurulan kent, adeta bulutların üzerinde bir şehir gibi görünüyor. Ziyaretçiler, taş yollarında yürürken bir yandan taze dağ havasını soluyor, bir yandan da binlerce yıl öncesine uzanan yaşamın izlerini keşfediyor. İlk kez 1706’da Paul Lucas tarafından fark edilen ve 1990’dan itibaren kazı çalışmalarının sürdüğü bu alan, bugün modern arkeolojinin de merkezlerinden biri haline geldi.
Görkemli çeşmeler ve dev tiyatro
Sagalassos’un simgelerinden biri, anıtsal çeşmeleri. Roma döneminin zarif mimarisini yansıtan bu nymphaeumlar, kente hayat veren suyun coşkusunu hâlâ hissettiriyor. Fakat en büyüleyici yapılardan biri hiç şüphesiz, 9000 kişilik kapasitesiyle “dünyanın en yüksek rakımlı tiyatrosu”. 1700 metre yükseklikte inşa edilmiş bu dev yapı, gökyüzüyle yarışır gibi Toroslar’a yaslanıyor. Burada gözlerini kapattığında, Roma döneminde yankılanan alkışları ve tiyatro sahnesinden yükselen sesleri hayal etmemek imkânsız.
Tarih ve sanatın buluştuğu şehir
Sagalassos’ta yapılan kazılarda, Ares, Herkül, Athena ve Poseidon gibi mitolojik tanrıların heykelleri gün yüzüne çıkarıldı. Burdur Müzesi’nde sergilenen bu eserler, antik dünyanın sanat anlayışını gözler önüne seriyor. Roma hamamının korunmuş yapısı, kütüphane kalıntıları ve kaya mezarları ise kentin gündelik yaşamına dair büyüleyici ipuçları veriyor.
Bilimsel araştırmaların merkezi
Sagalassos sadece bir turistik nokta değil, aynı zamanda disiplinler arası bir araştırma laboratuvarı. Jeologlardan zoologlara, arkeologlardan tarihçilere kadar birçok bilim insanı burada çalışmalar yürütüyor. Çömlek atölyeleri, DNA araştırmaları ve ticaret yollarına dair bulgular, bu kentin sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda üretim ve kültür merkezi olduğunu kanıtlıyor.
Neden Sagalassos’u görmelisiniz?
Burası sadece taş ve harabelerden ibaret değil; burası bir zamanlar Roma İmparatorluğu’nun kalbinin attığı yerlerden biri. Gün batımında tiyatronun basamaklarında oturup Toroslar’ın kızıllığına tanıklık etmek, çeşmelerin başında suyun serinliğini hissetmek ve taşların arasında kaybolmuş bir uygarlığın fısıltılarını duymak, tarif edilemez bir deneyim.
Bu fırsatı kaçırmayın. Sagalassos Antik Kenti, hem tarihe dokunmak hem de doğanın kucağında unutulmaz anlar yaşamak isteyen herkes için eşsiz bir durak.
Kaynak: Derleme