Şanlıurfa kültür varlıkları için iki kritik soru
Şanlıurfa’da Keloşk Harabeleri’nin korunması ve 22 Mart selinin kültür varlıklarına etkisi Meclis gündemine taşındı. İki ayrı önergeyle Bakanlığa kapsamlı sorular yöneltildi.

Şanlıurfa kültür varlıkları, iki ayrı yazılı soru önergesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal tarafından verilen önergelerde, bir yandan Eyyübiye ilçesi kırsalındaki Keloşk Harabeleri’nin korunması, restorasyonu ve turizme kazandırılması, diğer yandan 22 Mart 2026 tarihinde meydana gelen sel ve su baskınlarının kültür varlıkları ile turistik alanlara etkisi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na soruldu.
24 Mart 2026 tarihli ve 7/42406 esas numaralı önergede, halk arasında Keloşk Harabeleri olarak bilinen tarihi yapı kalıntılarının bölgenin kültürel mirası açısından önemli bir değer taşıdığı belirtildi. Buna karşın alanın uzun süredir etkin koruma altına alınmadığı, restorasyon ve bilimsel kazı çalışmalarının yapılmadığı, turizme kazandırılmasına yönelik somut bir adım atılmadığı ifade edildi.
Aynı tarihli 7/42405 esas numaralı diğer önergede ise, 21 Mart 2026’daki meteorolojik uyarıya rağmen 22 Mart’ta Şanlıurfa’da yaşanan yoğun yağış ve selin yalnızca yerleşim alanlarını değil, aynı zamanda tarihi ve turistik alanları da doğrudan etkilediği kaydedildi. Başta Balıklıgöl ve çevresi olmak üzere kültürel değeri yüksek alanlarda taşkınlar meydana geldiği, suyun kirlenmesi ve çevresel kirlilik nedeniyle doğal ve kültürel dokunun zarar gördüğü aktarıldı.
Keloşk Harabeleri için koruma ve envanter soruları
Keloşk Harabeleri’ne ilişkin önergede ilk olarak, alanın Kültür ve Turizm Bakanlığı envanterine kayıtlı olup olmadığı soruldu. Kayıtlıysa hangi statüde korunduğu, sit alanı derecesinin ne olduğu ve bu koruma çerçevesinin nasıl uygulandığına ilişkin bilgi talep edildi.
Envantere alınmamış olması halinde bunun gerekçesi ve envanter çalışması yürütülüp yürütülmediği de Bakanlığa yöneltildi. Ayrıca Keloşk Harabeleri ve çevresinde bugüne kadar herhangi bir kazı, restorasyon, konservasyon ya da koruma çalışması yapılıp yapılmadığı; yapılmışsa tarihleri, kapsamı, bütçesi ve uygulayıcı birimlerinin açıklanması istendi.
Önergede, alanda bilimsel yüzey araştırması yapılıp yapılmadığı da soruldu. Yapıldıysa sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmadığı, böylece tarihi alanın teknik ve bilimsel açıdan ne ölçüde incelendiğinin ortaya konulması talep edildi.
Güvenlik, tahribat ve turizme kazandırma başlıkları öne çıktı
Keloşk Harabeleri’nin korunmasına yönelik mevcut güvenlik önlemleri ve sürekli denetim mekanizmasının bulunup bulunmadığı da yanıt bekleyen başlıklar arasında yer aldı. Alanın doğal tahribat, kaçak kazı ve insan kaynaklı zarar görme riskine açık bırakıldığı yönündeki değerlendirmeler, önergenin temel çerçevesini oluşturdu.
Bu kapsamda, alanda kaçak kazı, tahribat veya kültür varlığı kaçakçılığına ilişkin herhangi bir tespit yapılıp yapılmadığı; yapıldıysa bu tespitlere ilişkin işlem tesis edilip edilmediği de soruldu. Aynı şekilde, alanın bugüne kadar koruma altına alınmaması ve restorasyon çalışmalarının yapılmaması konusunda Bakanlık bünyesinde idari bir değerlendirme yapılıp yapılmadığının açıklanması istendi.
Önergede ayrıca, Keloşk Harabeleri’nin turizme kazandırılmasına yönelik hazırlanmış ya da planlanan bir proje bulunup bulunmadığı soruldu. Varsa projenin takvimi ve bütçesi, ayrıca Şanlıurfa’daki benzer nitelikteki kültür varlıkları için ayrılan yıllık bütçeden bu alan için bir pay ayrılıp ayrılmadığı da Bakanlığa yöneltildi.
Selin Balıklıgöl ve turistik alanlara etkisi soruldu
Diğer önergede ise 22 Mart 2026 tarihinde meydana gelen sel ve su baskınları sonucunda zarar gören kültür varlıkları, tarihi yapılar ve turistik alanların hangileri olduğu soruldu. Bu alanlara ilişkin herhangi bir hasar tespiti yapılıp yapılmadığı da yanıt istenen başlıklar arasında yer aldı.
Balıklıgöl ve çevresinde meydana gelen taşkın sonrası su kalitesi, ekosistem ve doğal dengeye ilişkin inceleme yapılıp yapılmadığı da önergenin dikkat çeken sorularından biri oldu. Bununla birlikte, suyun kirlenmesi, balık popülasyonunun etkilenmesi ve çevresel kirliliğe ilişkin teknik analiz yapılıp yapılmadığı da Bakanlığa soruldu.
Atık su, kanalizasyon veya benzeri unsurların Balıklıgöl ve çevresine karıştığına ilişkin herhangi bir tespit bulunup bulunmadığının açıklanması da talep edildi. Böylece taşkının yalnızca fiziki değil, çevresel ve ekolojik etkilerinin de resmi olarak ortaya konulması istendi.
Hasar, bütçe ve ihmale ilişkin sorular aynı dosyada buluştu
Önergede, zarar gören tarihi yapılar ve turistik alanların restorasyonu, temizliği ve yeniden kullanıma açılması için herhangi bir çalışma başlatılıp başlatılmadığı soruldu. Başlatıldıysa takvimi, tamamlanma süresi ve ayrılan bütçenin ne olduğu da istenen bilgiler arasında yer aldı.
Bunun yanında, sel ve su baskınları nedeniyle Şanlıurfa turizminin uğradığı ekonomik zararın ne kadar olduğu ve bu zararın Türkiye genel turizmi açısından ayrıca değerlendirilip değerlendirilmediği de Bakanlığa yöneltildi. Turistik işletmelerin, esnafın ve vatandaşların maddi zararlarının tespiti ile bu zararlar için bir destek ya da tazmin mekanizması öngörülüp öngörülmediği de sorular arasında bulundu.
Mahmut Tanal’ın önergesinde, 21 Mart 2026 tarihli meteorolojik uyarıya rağmen Balıklıgöl ve benzeri kritik turistik alanlarda neden önleyici tedbirler alınmadığı da ayrıca soruldu. Bu alanlarda su baskınını önleyici veya etkisini azaltıcı altyapı ve koruma sistemlerinin bulunup bulunmadığı ile ihmal, yetersiz önlem ve denetim eksikliğine ilişkin idari inceleme yapılıp yapılmadığının açıklanması talep edildi.
İki ayrı önerge, Şanlıurfa’daki kültürel miras alanlarını bu kez hem koruma eksikliği hem de afet etkisi başlıkları altında birlikte gündeme taşıdı. Bir yanda Keloşk Harabeleri’nin envanter, güvenlik, restorasyon ve turizme kazandırma süreci; diğer yanda selin Balıklıgöl başta olmak üzere kültür varlıkları ve turistik alanlar üzerindeki etkisi için ayrıntılı açıklama istendi.
Önergelerde ayrıca kamu zararı, idari değerlendirme, risk analizi, sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında işlem yapılıp yapılmadığı ve yakın dönemde somut adım atılıp atılmayacağına ilişkin sorular da yer aldı. 15 günlük cevaplanma süresi devam eden bu süreçte, Bakanlığın vereceği yanıtların Şanlıurfa’daki kültür varlıklarının korunması, iyileştirilmesi ve kamuya kazandırılması konusunda resmi tabloyu ortaya koyması bekleniyor.
Kaynak: TBMM