Selimiye iskelesi için Bakanlığa soru
Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Selimiye’de planlanan yat tekne bağlama iskelesi için verilen ÇED olumlu kararını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a yazılı soru önergesiyle sordu.

Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Selimiye Mahallesi’nde yapılması planlanan yat tekne bağlama iskelesi projesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. CHP Muğla Milletvekili Gizem Özcan, proje için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararına ilişkin sorularını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adına Murat Kurum’un yazılı olarak yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na sundu.
Önergede, Marmaris Selimiye Mahallesi Derinazmağı Mevkii’nde planlanan “Yat Tekne Bağlama İskelesi Projesi” için Bakanlık tarafından 22 Aralık 2025 tarihinde ÇED olumlu kararı verildiği hatırlatıldı. ÇED dosyasında projenin yat limanı olmadığı, dolgu ve dip taraması içermediği ve mevcut kontrolsüz tekne trafiğini düzenlemeyi amaçladığı ifadelerine yer verildiği aktarıldı.
Buna karşın, ÇED raporunda yer alan ve almayan teknik bilgilerin birlikte değerlendirilmesi halinde, projenin kapalı bir koyda ekosistem üzerindeki baskıyı azaltmak yerine kalıcı ve geri dönüşü olmayan çevresel riskler barındırdığı görüşü dile getirildi. Projenin denizel ve karasal ekosistemler açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.
Koruma statüsü ve plan kararları
Önergede, proje alanının Aydın Muğla Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer aldığı belirtildi. Alanın, 17 Haziran 2022 tarihli ve 3926394 sayılı Bakanlık Makam Oluru ile tescil edilen Doğal Sit Nitelikli Doğal Koruma Alanı sınırları içerisinde kaldığı ifade edildi.
Bununla birlikte, plan kararları itibarıyla alanın Tarım Arazisi ve Orman Alanı gösterimleri kapsamında bulunduğu aktarıldı. Datça Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında ise alanın; kıyı yapıları için araştırma ve düzenleme yapılması gereken alanlar, tekne çekek yeri, hassas endemik biyotoplar ve doğal karakteri korunacak alanlar lejantları içinde yer aldığı kaydedildi.
Bu çok katmanlı koruma statüsü nedeniyle, planlanan yat tekne bağlama iskelesinin telafisi güç ve geri dönüşü olmayan çevresel zararlara yol açma riski taşıdığı ifade edildi.
Kapalı koy ve tekne yoğunluğu
Önergede, ÇED raporunun kendi tespitine göre Selimiye Mahallesi’nin kapalı bir koy olduğu vurgulandı. Kapalı koyların sınırlı su sirkülasyonu ve düşük kendini yenileme kapasitesi nedeniyle kırılgan alanlar olduğu hatırlatıldı. Bu tür alanlarda tekne yoğunluğunun artırılmasının, atık yönetimi planları ayrıntılı olsa bile biyolojik çeşitlilik üzerinde baskı yarattığı belirtildi.
Proje kapsamında 145 yat ve teknenin aynı noktada bağlanmasının planlandığı ifade edildi. Bu yoğunluğun sintine suları, yakıt ve yağ sızıntıları, antifouling boya kalıntıları, gürültü ve ışık kirliliği yoluyla denizel yaşam üzerinde kümülatif tahribat potansiyeli taşıdığı aktarıldı.
ÇED raporunda yer verilen bağlama kapasitesi hesaplarının, yürürlükteki mevzuatla uyumuna ilişkin ciddi çelişkiler bulunduğu da dile getirildi. Vaziyet planı üzerinden yapılacak teknik hesaplamalara göre kapasitenin raporda belirtilenden daha yüksek olabileceği, buna karşın kapasitenin düşük gösterilerek gerçek etki alanının dar sunulduğu iddia edildi.
Otopark ve ters ozmoz başlıkları
Önergede, proje kapsamında oluşacak ulaşım ve otopark ihtiyacına ilişkin ÇED raporunda yeterli teknik hesaplamaların bulunmadığı ifade edildi. Danıştay kararlarıyla iptal edilen mevzuat değişikliklerine rağmen, deniz turizmi tesislerinin otopark zorunluluğundan muaf tutulmaya çalışıldığı değerlendirmesine yer verildi.
Ayrıca tesisin su ihtiyacının deniz suyundan ters ozmoz yöntemiyle karşılanacağı, bu süreçte elde edilen suyun yaklaşık yüzde 40’ının yüksek tuzluluk oranına sahip konsantre atık su olarak yeniden denize deşarj edileceği belirtildi. Kapalı koylarda bu tür deşarjların deniz kimyasını bozabileceği ve uzun vadede habitat kaybına yol açabileceği vurgulandı.
Önergede, ilerleyen süreçte kapasite artışı, alan genişletme veya yeni yapılaşmaların gündeme gelebileceği yaklaşımının çevre hukukunun önleyicilik ve ihtiyat ilkeleriyle bağdaşmadığı ifade edildi. Anayasa’nın 56. maddesi kapsamında devletin çevreyi koruma yükümlülüğü hatırlatılarak, ÇED olumlu kararının bu yükümlülükle uyumunun sorgulandığı belirtildi.
Kaynak: TBMM