Sur ilçesinde dönüşüm tarihi dokuya zarar mı veriyor
UNESCO mirası Sur’da sürdürülen kentsel dönüşüm projelerinin tarihi yapıya zarar verdiği ve halkın yerinden edildiği iddiaları gündemde.

Sur’daki kentsel dönüşüm çalışmaları UNESCO kriterlerine uygun mu? Kültürel mirasın korunması için yerel katılım sağlanıyor mu?
UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yürütülen kentsel dönüşüm projeleri yeniden kamuoyunun gündeminde. CHP Diyarbakır Milletvekili Av. Dr. Sezgin Tanrıkulu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yazılı olarak yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu önergeyle, projelerin hem kültürel mirasa hem de toplumsal yapıya olası etkilerine dikkat çekti.
Tarihi doku tehdit altında mı?
Sur ilçesi, yalnızca Diyarbakır surlarıyla değil, aynı zamanda kadim mahalle yapısı, geleneksel konut dokusu ve kültürel çeşitliliğiyle de tanınıyor. Ancak 2015 sonrası yaşanan çatışmaların ardından bölge büyük ölçüde boşaltılmış; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TOKİ tarafından yürütülen projelerle yeniden yapılandırma süreci başlatılmıştı.
Tanrıkulu önergesinde, “Bu projeler, tarihi dokuyu ortadan kaldırmakta, yüzlerce yıllık yapıları yıkmakta ve yerinden edilmeyi hızlandırmaktadır.” ifadelerini kullandı. Uzmanların, yapılan uygulamaların UNESCO kriterleriyle çeliştiği yönünde raporlar sunduğunu hatırlattı.
UNESCO denetimi var mı?
Tanrıkulu, Sur’daki projelerin UNESCO Dünya Mirası kriterlerine uygunluğunun denetlenip denetlenmediğini sordu. UNESCO, miras alanlarındaki koruma uygulamalarını periyodik olarak izliyor olsa da, Türkiye’deki bazı uygulamaların bu ilkelere aykırı olduğu yönünde önceki yıllarda eleştiriler yöneltilmişti.
Bilimsel raporlar dayanak mı?
Önergedeki bir diğer dikkat çeken soru, TOKİ tarafından yürütülen yapılaşma çalışmalarının hangi bilimsel ve arkeolojik raporlara dayandırıldığı oldu. Arkeologlar Derneği gibi meslek örgütleri, daha önce bu tür projelerin yeterli bilimsel danışma olmadan yürütüldüğünü açıklamıştı. Tanrıkulu, “Bu tür projeler, sadece mühendislik değil; aynı zamanda arkeoloji, tarih ve sosyoloji bilimlerinin rehberliğinde yürütülmelidir.” dedi.
Arkeolojik tahribat iddiaları
Önerge, Sur ilçesindeki surlar ve çevresindeki arkeolojik alanlarda tahribat olup olmadığını da gündeme taşıyor. Sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan bağımsız gözlemler, bazı bölgelerde koruma altındaki taş yapılar ile kültürel varlıkların tahrip edildiğine işaret ediyor. Ancak bakanlık tarafından bugüne kadar bu yönde net bir açıklama yapılmadı.
Yerel halk projelere dahil mi?
Kentsel dönüşüm uygulamalarının en çok eleştirilen yönlerinden biri de yerel halkın karar alma sürecine yeterince dahil edilmemesi. Tanrıkulu, kültürel mirasın korunması için yerel halkın görüşlerinin alınması ve danışma mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirtti. UNESCO da toplumsal katılımı, miras alanlarının sürdürülebilirliği için temel bir ilke olarak tanımlıyor.
Kültürel miras mı, rant mı?
Sur ilçesi örneği, Türkiye’deki kentsel dönüşüm politikalarının yalnızca fiziksel değil, sosyo-kültürel etkileri açısından da değerlendirildiği bir örnek olarak öne çıkıyor. Yıkılan mahallelerin yerine yapılan yapılar, genellikle bölgenin geleneksel mimarisine uymayan, homojen ve modern projeler olarak dikkat çekiyor. Bu durum hem kimlik kaybı hem de sosyal yapının bozulması olarak yorumlanıyor.
Bakanlıktan beklenen açıklama
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın önergeye 15 gün içinde yazılı yanıt vermesi bekleniyor. Ancak bugüne kadar benzer önergelere verilen yanıtların çoğunda, planlamaların yerel dinamiklere uygun yürütüldüğü ve kültürel mirasın korunmasına özen gösterildiği belirtilmişti. Sur özelinde bu söylemin ne kadar geçerli olduğu ise kamuoyunun dikkatle izleyeceği bir konu olarak öne çıkıyor.
Kaynak: TBMM Soru Önergeleri