Tarihöncesi miras yeni turizm rotası oluyor
İstanbul Nişantaşı Üniversitesi , Türkiye’nin tarihöncesi mirasını turizmle buluşturmayı hedefleyen yeni proje, sürdürülebilir ve butik turizm anlayışıyla arkeolojik alanlara farklı bir bakış kazandırmayı amaçlıyor.

İstanbul Nişantaşı Üniversitesi “Kültürel Mirasın Geleceği: Türkiye’de Tarihöncesi Turizmine Yönelik Yeni Ürün Geliştirme” başlıklı proje ile Türkiye’nin tarihöncesi dönemlere ait kültürel mirası, turizm perspektifiyle yeniden ele alınıyor. Proje, üniversite öğrencilerini arkeoloji ve turizm ekseninde bir araya getirerek, tarihöncesi alanların korunarak turizme kazandırılmasını hedefliyor.
Proje, UBYO Turizm Rehberliği Bölümü öğretim üyesi Nurcan Yalman yürütücülüğünde hayata geçirildi. Çalışmanın temel amacı, yalnızca geçmiş uygarlıkları tanıtmak değil; aynı zamanda entelektüel, butik ve sürdürülebilir turizm anlayışı çerçevesinde yeni turizm ürünleri geliştirmek olarak tanımlanıyor.
Avrupa örnekleri Türkiye için model oluşturuyor
Tarihöncesi turizm, günümüzden on binlerce yıl öncesine uzanan insanlık hikâyesini ziyaretçilere aktarmayı amaçlayan özel bir turizm alanı olarak öne çıkıyor. Avrupa’da Lascaux ve Altamira mağaraları gibi alanlar, bu yaklaşımın başarılı örnekleri arasında yer alıyor ve her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor.
Türkiye’de ise Göbeklitepe, Çatalhöyük, Aşıklı Höyük ve Troya gibi dünya çapında bilinen alanlar, tarihöncesi turizmin gelişimi için güçlü bir potansiyel sunuyor. Bu alanların, yeni turizm temalarıyla ele alınması Türkiye’yi bu alanda öncü ülkelerden biri haline getirmeyi hedefliyor.
Öğrenciler kazı alanlarında birebir deneyim kazandı
Proje kapsamında öğrencilerin yalnızca teorik bilgiyle sınırlı kalmaması hedeflendi. 2025 yılı Eylül–Ekim döneminde İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü’nden dört öğrenci, Çatalhöyük kazı ekibiyle birlikte sahada ve laboratuvar ortamında çalışmalara katıldı.
Bu süreçte öğrenciler, arkeolojik kazıların teknik hassasiyetlerini yerinde gözlemleme imkânı buldu. Aynı zamanda tarihöncesi dönemlere ilişkin detayları, bilimsel çalışmaların içinden deneyimleyerek değerlendirme fırsatı elde etti.
Ziyaretçi profilleri üzerine araştırmalar yapıldı
Saha çalışmalarının yanı sıra proje kapsamında yerli ve yabancı ziyaretçilere yönelik nitel araştırmalar da yürütüldü. Hazırlanan sorular aracılığıyla ziyaretçilerin beklentileri, algıları ve tarihöncesi alanlara bakış açıları analiz edildi.
Bu araştırmaların, gelecekte geliştirilecek turizm ürünlerinin hedef kitleye uygun biçimde şekillendirilmesine katkı sağlaması amaçlanıyor. Aynı uygulama modelinin Taş Tepeler bölgesi ile Kapadokya–Aşıklı Höyük çevresinde de hayata geçirilmesi planlanıyor.
Panel ile sektör ve akademi bir araya geldi
Projenin ilk büyük etkinliği, 8 Nisan 2025 tarihinde düzenlenen “Türkiye’de Tarihöncesi Turizmi” paneli oldu. Panelde sektör ve akademi temsilcileri öğrencilerle bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı.
Etkinlikte Oasis Turizm kurucusu Haluk Yurtkuran, Çeri Turizm’den Erdal Çeri ve Gastronomi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Dilistan Shipman, tarihöncesi turizmin potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bu buluşma, yeni butik tur temaları ve yerel kültür odaklı rotaların tasarlanmasına zemin hazırladı.
Akademik yayın ve yeni turizm ürünleri hedefleniyor
Proje sonunda elde edilen tüm saha verilerinin analiz edilmesiyle birlikte bir akademik yayın hazırlanması planlanıyor. Bunun yanı sıra özgün turizm ürünleri ve yeni destinasyon haritalarının oluşturulması da hedefler arasında yer alıyor.
Bu çıktılarla birlikte, tarihöncesi alanların yalnızca ziyaret edilen mekânlar değil; anlamlandırılan ve korunan kültürel değerler olarak turizm sistemine entegre edilmesi amaçlanıyor.
“Kültürel Mirasın Geleceği: Türkiye’de Tarihöncesi Turizmine Yönelik Yeni Ürün Geliştirme” projesi, kültürel mirasın korunması ile sürdürülebilir turizmin birlikte ele alınabileceğini gösteren örnek bir çalışma olarak öne çıkıyor. Öğrencilerin aktif katılımı ve sektör iş birlikleriyle şekillenen proje, tarihöncesi mirasa yeni bir turizm perspektifi kazandırmayı hedefliyor.
Kaynak: İstanbul Nişantaşı Üniversitesi