Türkiye’de Sağlık Turizmi ve hemşirelerin farkındalığı

Türkiye, son yıllarda sağlık turizminin yükselen yıldızı. Peki, bu alanda en kritik rolü üstlenen hemşirelerin farkındalık düzeyi ne durumda? Yeni bir araştırma, kamu ve özel hastaneler arasında dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor.

Türkiye’de Sağlık Turizmi ve Hemşireler
Sağlık Turizmi ve Hemşireler


Türkiye’de sağlık turizmi ve hemşirelerin farkındalık düzeyi üzerine yapılan araştırma, kamu ve özel hastaneler arasında dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor.

Sağlık için seyahat eden bir dünya

Bugün “turizm” dendiğinde akla genellikle deniz, kum ve güneş geliyor. Oysa turizmin çok farklı türleri var: kültür turizmi, doğa turizmi, gastronomi turizmi… Bunların arasında son yıllarda yıldızı parlayan, ekonomik değeri en yüksek olanlardan biri ise sağlık turizmi.

Sağlık turizmi, bireylerin kendi ülkelerinde bulamadıkları, pahalı buldukları ya da daha iyi hizmet almak istedikleri tedaviler için başka ülkelere gitmesiyle ortaya çıkıyor. Estetik cerrahiden diş tedavisine, organ naklinden tüp bebek uygulamalarına kadar uzanan geniş bir yelpazesi var. Türkiye ise bu alanda dünya çapında bir merkez olma yolunda hızla ilerliyor.

Türkiye’nin cazibesi yalnızca modern sağlık altyapısı ya da başarılı doktorlarıyla sınırlı değil. Aynı zamanda uygun fiyat politikası, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle birleştiğinde “tedavi + turizm” paketinin en güçlü aktörlerinden biri oluyor.

Ama işin bir de perde arkası var: Sağlık turizmini sürdürülebilir ve kaliteli kılan en önemli unsur, sağlık çalışanlarının farkındalığı ve yaklaşımı. Özellikle de hemşirelerinki.

Hemşireler: Sağlık turizminin sessiz kahramanları

Hastanelerde hastayla en fazla zaman geçiren meslek grubu hemşirelerdir. İlaç tedavisinden hasta takibine, iletişimden psikolojik desteğe kadar sağlık hizmetinin görünmeyen yükünü omuzlarında taşırlar.

Sağlık turizmi söz konusu olduğunda bu sorumluluk katlanarak artar. Çünkü hasta yalnızca “tedavi” olmaya gelmez; aynı zamanda farklı bir ülkeye adım atmıştır. Dil bariyerleri, kültürel farklılıklar, hasta hakları, hijyen beklentileri… Tüm bu unsurlar hemşirenin iş yükünü ve farkındalık ihtiyacını artırır.

Peki Türkiye’de hemşireler sağlık turizmine ne kadar hazır? Bu soruya yanıt arayan önemli bir araştırma, Sivas’ta 400 hemşireyle yapılan çalışma oldu.

Araştırmanın odağı: Kamu ve özel hastaneler

2025 yılında yayımlanan bu araştırma, Sivas ilinde görev yapan hemşirelerin sağlık turizmi farkındalık düzeyini ölçmeyi hedefledi. Örneklemde hem kamu hem de özel hastanelerde çalışan 400 hemşire yer aldı.

Araştırmanın bulguları, Türkiye’nin sağlık turizminde hangi noktalarda güçlü olduğunu, hangi alanlarda ise gelişmeye ihtiyaç duyduğunu gözler önüne seriyor.

Öne çıkan sonuçlardan bazıları şöyle:

  • Kadın hemşirelerin farkındalık düzeyi erkeklere göre daha yüksek.
  • Genç hemşireler sağlık turizmine daha açık. Özellikle 0–5 yıl deneyime sahip olanlarda farkındalık oranı belirgin biçimde yüksek.
  • Lisans mezunları, diğer eğitim düzeylerine göre sağlık turizmine daha duyarlı.
  • Kamu ve özel hastaneler arasında hizmet kalitesi algısı farklı. Özel hastanelerde çalışan hemşireler kurumlarının sağlık turizmine daha uygun olduğunu düşünüyor.
  • Sağlık turizminin kurumlara gelir kaynağı olduğu görüşü, hemşirenin hizmet süresine göre değişiyor.

Bu veriler, sağlık turizminin yalnızca altyapı değil, insan kaynağı boyutunu da gözler önüne seriyor.

Türkiye neden sağlık turizminde öne çıkıyor?

Dünya genelinde milyonlarca insan, sağlık için seyahat ediyor. Türkiye’nin bu alandaki avantajlarını üç başlıkta toplamak mümkün:

  1. Maliyet Avantajı: Avrupa ve Amerika’ya kıyasla %50-70 daha uygun fiyat.
  2. Kaliteli Hizmet: JCI akreditasyonlu hastanelerin sayısı hızla artıyor.
  3. Turistik Çekicilik: Kaplıcalar, termal oteller, tarihi kentler ve doğa güzellikleriyle tedavi sürecine “tatil” de ekleniyor.

Buna rağmen, sağlık turizmi sadece doktorların başarısıyla değil, tüm ekibin farkındalığıyla ayakta duruyor. İşte burada hemşirelerin rolü kritik hale geliyor.

Hemşirelerin gözünden sağlık turizmi

Araştırmaya katılan hemşireler, sağlık turizminin ülkeye ekonomik katkı sağlayacağı konusunda hemfikir. Ancak “yabancı hastalara gösterilen ilgi, yerli hastaları incitebilir” görüşünde farklılıklar var.

Bu da aslında çok önemli bir noktaya işaret ediyor: Sağlık turizmi, yalnızca yabancı hasta odaklı değil, yerli hasta memnuniyetini de koruyacak şekilde yönetilmeli.

Aksi halde, “yabancıya ilgi, yerliye ihmal” algısı oluşabilir ki bu sağlık sistemine güveni zedeleyebilir.

Kamu ve özel hastaneler arasındaki fark

Araştırma sonuçlarına göre:

  • Özel hastanelerde çalışan hemşireler, kurumlarını teknolojik donanım, hizmet kalitesi ve yabancı hasta ilgisi açısından daha güçlü görüyor.
  • Kamu hastanelerinde ise, yoğun iş yükü, personel sayısının yetersizliği ve alt yapı eksiklikleri farkındalık düzeyini aşağı çekiyor.

Yine de kamu hastanelerindeki hemşireler, sağlık turizminin ülke ekonomisine katkısının farkında. Yani farkındalık var ama uygulamada sınırlı.

Hemşireler neden daha fazla eğitim almalı?

Araştırmanın en çarpıcı verilerinden biri: Katılımcıların %92’si daha önce sağlık turizmi hakkında hiçbir eğitim almamış.

Bu şu anlama geliyor: Türkiye, sağlık turizminde dünya ligine oynamak istiyorsa, en kritik halkası olan hemşireleri bu alanda özel eğitimlerle desteklemeli.

Dil eğitimi, kültürel farkındalık, uluslararası hasta hakları, kriz iletişimi gibi alanlarda verilecek sertifika programları, hemşirelerin farkındalık düzeyini artırarak doğrudan hizmet kalitesine yansıyacaktır.

Sivas örneği: Kültür ve tarih ile sağlık turizmi

Sivas, kaplıcaları, tarihi mekanları ve doğal güzellikleriyle aslında sağlık turizmi için potansiyeli yüksek bir şehir. Araştırmada hemşireler de bu duruma dikkat çekmiş:

  • “Sivas, yabancı hastaları çekebilecek kültürel ve tarihi değerlere sahip” görüşü öne çıkıyor.
  • Özellikle Balıklı Kaplıca (Kangal Balıklı Çermik) gibi dünyaca bilinen şifa merkezleri, şehri sağlık turizminde farklılaştırıyor.

Bu da bize şunu gösteriyor: Sağlık turizmi sadece hastane odaklı değil, şehrin tüm dokusuyla entegre olmalı.

Geleceğe dair öneriler

Türkiye’nin sağlık turizmini sürdürülebilir hale getirmesi için şu adımlar kritik:

  1. Hemşirelere Yönelik Eğitim Programları: Yabancı dil, kültürel iletişim, medikal turizm sertifikaları.
  2. Kamu Hastanelerinde Altyapı Güçlendirme: Teknoloji, personel ve donanım yatırımları.
  3. Tanıtım ve Pazarlama: Türkiye’nin sağlık turizmi başarılarını dünyaya duyuracak etkili kampanyalar.
  4. Yerel Halkın Memnuniyetini Koruma: Yabancı hasta ilgisiyle yerli hasta hizmetleri arasında denge.
  5. Akreditasyon ve Kalite Belgeleri: JCI gibi uluslararası standartların yaygınlaştırılması.

Sessiz gücün farkına varmak

Sağlık turizmi, Türkiye için yalnızca ekonomik bir fırsat değil, aynı zamanda ülkenin sağlık sisteminin vitrinidir. Bu vitrinin en önünde ise hemşireler yer alıyor.

Sivas örneğinde yapılan araştırma, hemşirelerin sağlık turizmine dair farkındalıklarının orta düzeyde olduğunu gösteriyor. Ancak eğitim, altyapı ve bilinçlendirme çalışmalarıyla bu farkındalık hızla yükselebilir.

Türkiye, sağlık turizminde dünyanın ilk 5 destinasyonu arasına girmeyi hedefliyorsa, bu yolun taşlarını hemşirelerin bilgisi, emeği ve farkındalığı döşeyecek.

Kaynak: Sivas Interdisipliner Turizm Araştırmaları Dergisi

Yayınlama: 23.08.2025 09:08
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.