Türk Mutfağı Haftası kapsamında İstanbul’da düzenlenen Bir Sofrada Miras programı, Türkiye’nin gastronomi anlatısını kültürel miras, birlikte yaşama ve sürdürülebilirlik ekseninde öne çıkardı. Programa katılan Emine Erdoğan, Türk mutfağının yalnızca yemeklerden oluşan bir tanıtım başlığı değil, yerelden evrensele uzanan kültürel zenginliğin taşıyıcısı olduğunu söyledi.
Bu çerçeve, gastronomi turizmi açısından yalnızca lezzet tanıtımına değil, şehirlerin kimlik, hafıza ve sofra kültürü üzerinden kurduğu anlatıya da işaret ediyor. Kaynak metin doğrudan ziyaretçi sayısı, gelir ya da rezervasyon verisi paylaşmıyor; ancak Türk Mutfağı Haftası’nın Türkiye’nin gastronomi imajını nasıl konumlandırmak istediğine dair güçlü bir resmî mesaj veriyor.
Erdoğan, etkinlik dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına teşekkür etti; yurt dışında Türk Mutfağı Haftası’nı kutlayan temsilciliklere de selam gönderdi. Bu vurgu, haftanın yalnızca iç tanıtım programı değil, dış temsilcilikler üzerinden yürütülen bir gastrodiplomasi başlığı olarak da konumlandığını gösterdi.
Sofrada kültürel miras
Emine Erdoğan konuşmasında mutfağı, toplumların inançlarını, kültürel kodlarını ve coğrafyayla ilişkisini gösteren eski bir hafıza alanı olarak anlattı. Türk mutfağının Türkistan’dan Anadolu’ya, oradan Osmanlı coğrafyasına, Balkanlar’a, Doğu Avrupa’ya, Orta Doğu’ya ve Kuzey Afrika’ya uzanan geniş bir temas hattı içinde şekillendiğini belirtti.
Programda çok kültürlülük, Türk mutfağının ayırt edici başlıklarından biri olarak öne çıkarıldı. Emine Erdoğan, Anadolu’da farklı kökenlerden insanların aynı mahallede, aynı sofra kültürünü paylaşarak yaşadığını; aşure, koliva ve anuşabur gibi örneklerin de bu ortak hafızanın parçası olduğunu ifade etti. Şam tatlısı, arnavutciğeri, Tatar böreği, Acem pilavı, Çerkes tavuğu, Kürt tandır ekmeği, Laz böreği ve Boşnak mantısı da konuşmada aynı sofrada buluşan lezzetler arasında sayıldı.
Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir.
Emine Erdoğan’a göre bu mirasın asıl gücü, her kültürün kendi kimliğini korurken ortak bir lezzete katkı sunabilmesinde yatıyor. Baklava örneğinde hamur işi geleneği ile şerbet kültürünün farklı tarihsel izlerinin bir araya geldiğini söyleyen Erdoğan, sofraya tadını veren unsurun birlikte yaşama kültürü olduğunu dile getirdi.
Gastronomi imajı
Konuşmada Türk mutfağının dünyadaki algısının birkaç bilinen yemekle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulandı. Emine Erdoğan, Türkiye’nin gastronomi imajının “anlam, kültür ve değer mutfağı” olarak güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu yaklaşım, gastronomi turizmini yalnızca restoran, tarif ya da yemek listesi üzerinden değil; miras, yerel hafıza, sürdürülebilirlik ve paylaşım kültürüyle birlikte okuyan bir tanıtım çizgisi sunuyor.
Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar’ın UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer alması da konuşmada hatırlatıldı. Emine Erdoğan, her şehrin dünya gastronomi haritasında cazibe merkezi olabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. Bu potansiyelin doğru bir gastronomi anlatısıyla buluşması, yerel mutfakların şehir markalaşması içinde daha görünür hale gelmesi açısından öne çıkıyor.
Sürdürülebilirlik başlığı da programın temel mesajlarından biri oldu. Emine Erdoğan, Türk mutfağının israfı azaltan, çevre dostu, sağlıklı ve farklı beslenme tercihlerine cevap verebilen yönlerinin öne çıkarılması gerektiğini belirtti. Dünyada yavaş yemek ve yeşil restoran gibi yaklaşımların yükseldiğini hatırlatarak, bu anlayışların Anadolu’da uzun süredir yaşanan pratiklerle ilişkilendirilebileceğini söyledi.
Programda imece kültürü de Türk mutfağının manevi malzemelerinden biri olarak anlatıldı. Nişan, düğün, sünnet ve cenaze gibi toplumsal anlarda komşuların birlikte hareket ettiği; kışlık hazırlığı, yaprak sarma, ekmek pişirme ve ramazan hazırlıklarının ortak emekle yapıldığı örneklerle aktarıldı. UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan keşkek de bu topluluk emeğinin örnekleri arasında gösterildi.
Etkinliğe Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da eşleriyle birlikte katıldı ve konuşma yaptı. Programa İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi, büyükelçiler, konsoloslar, gazeteciler, sektör temsilcileri, mutfak şefleri, sanatçılar ve sosyal medya içerik üreticileri de katıldı.
Siirt, Bursa, İzmir, Kafkas ve Trabzon halk oyunları gösterileriyle başlayan program, Türk ve Osmanlı mutfağından yemeklerin servis edilmesi, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konseri ve aile fotoğrafı çekimiyle tamamlandı. Emine Erdoğan, etkinlik alanında Birikim Mutfaktan, AnadoludaKİLER, Bereketli Hilal Sofrası, Şark Sofrası, Kardeşlik ve Birlik Sofrası, Yörük Sofrası, Karadeniz Sofrası, Rumeli Sofrası, Sıfır Atık Vakfı ve Millî Saraylar Başkanlığı stantlarını ziyaret etti.
Standlarda sarma, Rize simidi, etli çiğ köfte, baklava, börek, keşkek, macun ve aşlama gibi yiyecek ve içecekler ikram edildi. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, günün anısına Emine Erdoğan’a gümüş saplı boynuz çatal ve kaşık seti sundu; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır ise misafirin sofraya kattığı bereketi simgeleyen diş kirası hediyesi verdi.
Programın ardından sosyal medya hesabından paylaşım yapan Emine Erdoğan, Türk Mutfağı Haftası’nın bu yıl beşinci kez Bir Sofrada Miras temasıyla kutlandığını belirtti. Paylaşımında büyükannelerin tarifleri, mutfak sırları ve eski tarif defterlerinin korunması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, Türk mutfağının büyük hikâyesinin bu birikimde saklı olduğunu ifade etti.
Günlük turizm gazetesi



